Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 12-15-2008, 04:59 PM   #1 (permalink)
Senior Member
 
Face - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Nerden: Anarchy
Yaş: 21
Mesajlar: 4.754
Tecrübe Puanı: 31 Face has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond repute
Nevzat Çelik
Hepinizin Olsun Bu Şiir

rüzgar etekli geçin çocuklar gözlerimden
geçin kısa pantalon boy boy oyun oyun
şakacıktan oyuncuktan olsun razıyım dünden
ba-ba deyin çığlık çığlığa önümde durun

pamuk ellerinizle boynuma tırmanın dizlerimden
karıştırın ceplerimi yüzünüzü sakalıma sürün
ağlamıyorum kokunuz kaçtı da gözlerime o yüzden
öpeyim gıdığınızı hadi katıla katıla gülün

ulaş barış evrim özlem gökçe devrim
güzelim adlarınız şimdiden tutmuş umutları
yapraklarca balıklarca kuşlarca geçin tuzakları
aferin çocuklar size aferin bin aferin

kat kat katlanıyorsam acılara gıkım çıkmıyorsa
gövdemi serin bir dal gibi şafaklara salmışsam
ipten alıp zehir-zıkkım müebbetlere yatırmışsam
şair olmuşsam ekmekten ve aşktan yana
bir adım daha erkene almışsam yani ömrümü
bulutsuz yürüyün diyedir altında göğün
hadi öpün birbirinizi öpün bir daha öpün
ve alın artık ellerimden sizde büyüsün gülüm

Ocak-Nisan 1985

Bekleyiş

gül diyorum
yoksul acıların gölgesinde
güllerin solsun istemiyorum
ay diyorum sonra
ay n'olur
bir vaktinde gecenin
yaraların açsın istemiyorum

hangi sevda vurmuş seni
hangi delikanlı
gönlüne
salvo bakışlarla...
soramam
zeytin karası gözlerini
yoluma yatırma
dayanamam.

Yaşamak Ağrısı

bir gece küçüktüler zavallı korkunç geldiler
sevme dediler unut dediler sürün dediler

ne varsa beni bağlayan ellerimle yakmışım
ben ki spartaküs'le birlik ayağa kalkmışım

biz olmasak açlık biz olmasak ölüm.. dediler
seni kapkara bir çarşaf gibi yere serdiler

sevildikçe güzeldin öpüldükçe güzelim kız
kızoğlankız olmadın mı şimdi daha duldasız

mapus çağındayız bakarsın ayakta duramam
bağışlama güzelliğin bozulur dayanamam

sınanıyoruz kaçınılmaz ayrılıklarda bak
son demde yakaranı tanrı bağışlasın bırak

okşadım tenini kırıldı bir kez yasak bıçak
kanımı akansın olası mı seni unutmak

seni sevdalar yontusu seni aşk yaratısı
sana çoğaldım elbet bitecek yaşamak ağrısı

Şubat 1982
__________________
"Galiba bu çıldırmış dünyada en iyisi bir köye gidip balık tutmak."



GoLpa Team

Serkan

Face is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-15-2008, 05:00 PM   #2 (permalink)
Senior Member
 
Face - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Nerden: Anarchy
Yaş: 21
Mesajlar: 4.754
Tecrübe Puanı: 31 Face has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond repute
Şafak Türküsü

1

Beni burada arama anne
Kapıda adımı sorma
Saçlarına yıldız düşmüş
Koparma anne
Ağlama

Kaç zamandır yüzüm tıraşlı
Gözlerim şafak bekledim
Uzarken ellerim
Kulağım kirişte
Ölümü özledim anne
Yaşamak isterken delice

2

Bugün görüş günü
Günlerden salı
Islak
Sarı bir yağmur
Ülkemin neresine bakarsa ay
Orada yitik bir anne ağlıyor
Sen aralıyorsun yağmuru
Acıdan sırılsıklam alnına siper edip elini
Sonra bir umut koşuyorsun
Yüreğin avcunda
ısırırken
çırpıntı gözlerini
(ah verebilseydim keşke
yüreği avcunda koşan
her bir anneye
tepeden tırnağa oğula
ve kıza kesmiş
bir ülkeyi armağan
koşma anne
birdenbire batacak olan
düş denizinde yarattığın umut sandalıdır
oysa benim için gece
ışık hızıyla koşan
kısa ve soğuk bir zamandır
bu yüzden boğuk seslerle geldiler bir şafak
uykusuz
yorgun
ve korkak

3

sanırım baytardı
yüreğimin depreminde rihter ölçeği çatlarken
ölebilir raporu veren beyaz önlüklü doktor
boşver hipokrat amca
üzülme ne olur
sen de anne
sen de üzülme
hücremin dört bir köşesinde el ayak izlerimi
ciğerlerimde yırtılan bir çığlıkla hazır beklediğim
ve korkunç bir sabırla birbirine eklediğim
korkak kahraman gecelerimi
düşlerimle sınırsız
diretmişliğimle genç
şaşkınlığımla çocuk devrederken sıradakine
usulca açılıverdi
yanağımda tomurcuk

pir sultan'ı düşün anne
şeyh bedrettin'i
börklüce'yi
torlak kemal'i düşün anne
hala kanaması nedendir faşizmin göğsünde
utangaçlığı bile vuramadan yanaklarına yasının
onsekizinde ölümüne pervasız yürüyen
ince bilekli çıplak ayaklı tanya'nın
deniz'i düşün anne
her mayıs şafağında uzun
uzun döverken darağaçlarını
ve o şafaktan doğma
onbir yaşını çiğneyip yürüyen çocukları
insanları düşün anne
düşün ki yüreğin sallansın
düşün ki o an
güneşli güzel günlere inanan
mutlu bir yusufçuk havalansın

4

sıcak omuzlar değerken omzuma
buz üstünde yürüdüm yıllar boyu
bayraklar ve türkülerle
kopunca memelerinden o mükemmel yaşama

kurşunlar sıktılar alnıma
açık alanlarda ağır
kartalların konup kalktığı
yalçın kayalardan biriydim
ölüp dirildim yeniden
güneşli güneşsiz akşamlarda

mutlu yarınlar adına
özgürlük adına ekmek adına
üstüne vardım kuyruğu kanlı itlerin
dirilip dönmesin diye hiroşimalar
tahtadan atların boynuna çıplak
ölümlerle yatmasın diye çocuklar
aç gözlerle bakmasın diye çocuklar
kardeşlik adına
havadaki kuş denizdeki balık adına
yürüdüm yıllar boyu

dönüp bakmadım arkama
ıraktı gözlerim çok ırak
izim kalır mı bilmem yürüdüğüm yolda
kalsa da silinir gider
yalnızca bir ağıt gibi çakılır
ardımca gelenlere gözlerimi yaktığım yer

5

tören adımlarıyla ölmek
ne garip şey anne
kanlı karanlık bir oyunda baş oyuncuyum
bütün gözler üstümde

sürüyor gecenin karnında şafağa bakan oyun
masa üstünde üşüyen bir sigara
yanında küçücük bir cam bardak
içinde rengi bu gecenin
cılız titrek bir kibrit
kağıt kalem
sandalye
geride flu
yağlı
büküm büküm bir ip
ve çingene kuralına uygun
değişmez dekoru mudur
idam mahkumunun

6

kırılacak cammışım gibi davranıyorlar
yüzlerinde zoraki çatılmış bir hüzün
oysa birazdan boynumu kıracaklar
pul pul dökülecek yaz sıvası eylül'ün

ben ölümü asıl az ötede titreyen
çingenenin kara killi ellerinde gördüm
anladım ki küllenen sigaradır
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

yani benim güzel annem
alacaşafağında ülkemin
yıldız uçurmak varken
oturup yıldızlar içinde
kendi buruk kanımı içtim

7

ne garip duygu şu ölmek
öptüğüm kızlar geliyor aklıma
bir açıklaması vardır elbet
giderken darağacına

8

geride
masa üstünde boynu bükük kaldı kağıt kalem
bağışla beni güzel annem
oğul tadında bir mektup yazamadım diye kızma bana
elleri değsin istemedim
gözleri değsin istemedim
ağlayıp koklayacaktın
belki bir ömür taşıyacaktın koynunda

usul adımlarla yürüdüm ömrümü
karşımda kurum kurum-laşan darağacı
(tarlakuşu korkmaz ki korkuluktan
ökse de olsa dört bir yanı)
birdenbire acıdı boynum
gelecekler var birbiri ardınca genç
yakışıklı

ne olur işçi kadınım
az yumuşak dik
şu kefenin yakasını

9

yaşamak ağrısı asıldı boynuma
oysa türkü tadında yaşamak isterdim
çiçekleri kokmak ırmakları akmak
yaz boyu çobanaldatanlara aldanmak
su başlarında aylak sektirmek kavalımı
sonra bir çocuğun afacan bacaklarında
anavarza kayalıklarına tırmanmak isterdim
o güzel günleri görenler arasında
bir soluk ben de yaşamak isterdim
bir de luvr müzesinde seyretmek gizliden
öperken siya-u jakond'u tebessümünden
işte o an saçlarından yakalamak dolunayı
bir de yirmibeş kilometreden görebilmek
nazım'ın gözleriyle pırıl pırıl moskova'yı

ölmek ne garip şey anne
bayram kartlarının tutsaklığından aşırıp bayramı
sedef kakmalı bir kutu içinde
vermek isterdim çocukların ellerine
sonra
sonra benim güzel annem
damdan düşer gibi
vurulmak isterdim bir kıza

10

künyemi okudular
suçumuz malum

gecenin kıyısında durmuşum
kefenin cebi yok
koynuma yıldız doldurmuşum
koşun çocuklar çocuklar koşun
sabah üstüme
üstüme geliyor
yanlış mı duydum yoksa
erkenci bir horoz mu ötüyor
keskin bir acı bilenmiş
gitgide yaklaşıyor sonum

iri sözlerim yoktu söyleyecek
usulca baktım yüzlerine
bin yıllık iskeletleri çatırdayarak
göçtü ayaklarının dibine

korkutamadılar beni anne
avlunun ortasında çatık bir kaş gibi duran
darağacı
bir zaman rüzgarda
saçını tarayan telli kavak değil mi
boynumdaki kemendi bir öğle sonu bükerken o kız
sarı sıcak sevdasını düşünmedi mi
söyle anne
o çingene
bir çiçek bahçesi kadar sıcak sokağımızdan
bağıra çağıra geçen bohçacı kadını
sevmedi mi çılgınca

11

kurulmuş tuzaklar yok artık yolumda
işkenceler zindanlar hücreler
savunmak yok mutlu tok bir yaşamı
açlık grevlerinde beynimi bir sıçan gibi kemiren
mideme karşı
kısacası
bir çiçeği düşünürken ürpermek yok
gülmek umut etmek özlemek
ya da mektup beklemek
gözleri yatırıp ıraklara

ölmek ne garip şey anne
artık duvarları kanatırcasına tırnağımla
şaşkın umutlu şiirler yazamayacağım
mutlak bir inançla gözlerimi tavana çakamayacağım
baba olamayacağım örneğin
toprak olmak ne garip şey anne
ceplerimde el yerine balyoz taşırken
korkunç bir merakla beklerken kurtuluş haberlerini
ve yüreğimin ırmakları taştı
taşacakken
ölmek ne garip şey anne

uçurumlar ki sende büyür
dağdır ki sende göçer
ben yaprak derim çiçek derim
çam diplerinde açmış kanatlarını kozalak derim
gül yanaklı çocuğa benzer
yine de
oğlunu yitirmek kimbilir
ne garip şey anne

12

beni burada arama anne
kapıda adımı sorma
saçlarına yıldız düşmüş
koparma anne
ağlama
kırıldıysa düş evinin kapısı
bütün kırık kapıların çağrılışıyım
kızların yanaklarında çukurlaşan
biten başlayan aşkların ortasındayım
her kavgada ölen benim
bayrak tutan çarpışan
her kadın toprağı tırnaklayarak doğurur beni
özlem benim kavga benim aşk benim
bekle beni anne
bir sabah çıkagelirim

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
umarım kurtuluş haberleriyle dönmüş olur
çam ve kekik kokuları içinde acı yüzlü çocuklar
o zaman nasıl indirilmişlerse şen şakrak
öylece kalkar uykudan şalterler
dişleyip tükürmeden sigaralarını
türkü tadında giyinirken işçiler

bir sabah anne bir sabah
acını süpürmek için açtığında kapını
adı başka sesi başka nice yaşıtım
koynunda çiçekler
çiçekler içinde bir ülke getirirler
başlarını koymak için yorgun dizine
sen hazır tut dizini anne
o mükemmel güne

Ağustos-Ekim 1983
__________________
"Galiba bu çıldırmış dünyada en iyisi bir köye gidip balık tutmak."



GoLpa Team

Serkan

Face is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-15-2008, 05:02 PM   #3 (permalink)
Senior Member
 
Face - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Nerden: Anarchy
Yaş: 21
Mesajlar: 4.754
Tecrübe Puanı: 31 Face has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond repute
Yağmur Yağmasaydı

(...)
kollarım bağlı
değildi
bunu
anladım

oyun havaları
klarnet
darbuka

rakı

rakılı uzun masalarda insan kendini eğri çakar

benim içimde zenci bir akşam vardı
pastoral bir ay utanmasız soyunuyordu
çoban köpekleri kalın havladı
kuşluk vakti sokuldum ranzama
oyun havaları klarnet darbuka rakı

benim içimde zenci bir akşam vardı

çingeneler küstü

oyun havaları
klarnet
darbuka

küstü

saksofona döndüm yüzümü

ipince girdi geceye soprano saksofon
öldürülenler ambrosia[*] içer dedi
öldürülenlerin ölmediğini saksofon söyledi
o dere bu dere miydi diye sordum kızıl
dere miydi kalbimin ufkuna kıvrılarak yatmış
her kıvrımı bir başka türlü baruta batmış

allegro dedi içimdeki maestro
allegro be
bacaklarım uzadı da
sokaklara sığamadım
sokaklarda
sen
yoktun
ben kederimi ellerinden tuttum

arananlar listesinde afişe olmuş yüzün
şarkıların ve polisin bilmediği adını
kafiye düşmez adını
bağırsam

bağırsam

duvarlarda yüzün kalmış
gidip gördüm
kimseler görmedi

ellerimi yüzüme sürdüm
ellerim yüzümde geziyorum
yağmurlar yağmazdı eskiden böyle
günlerdir yüzümün ıslaklığını yağmura yordum

sen yoktun
belki yağmur

ben kederimi ellerinden tuttum

kalkıp oynayabildiğime göre despina'da
oyun havaları da bilmem üstelik
kollarım bağlı değildi bunu anladım
çingeneler klarnet darbuka rakı
kalkıp oynayabildiğime göre despina'da
kollarım bağlı değildi

bunu anladım

yanımdaki kadın kimdi

sen değildin buna eminim
senin ellerinden elleri vardı
belki bu yüzden vardı
ve hatta gözlerinden gözleri vardı
belki bu yüzden vardı
ama sen değildin

buna eminim

gülüşün bir rüzgârdı senin
kuşların kanadına binip giden
kuşların uçma merakına
senin rüzgârların neden

nerdesin

musluğu açan ellerinde
belli değil
su mu akardı

gümüş mü

nerdesin

yoruldu kalbim
kadınlarda
aramaktan
seni
tüketiyorum onları
kendimi
nerdesin
(...)
__________________
"Galiba bu çıldırmış dünyada en iyisi bir köye gidip balık tutmak."



GoLpa Team

Serkan

Face is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-15-2008, 05:54 PM   #4 (permalink)
Senior Member
 
DOĞAN - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: May 2007
Nerden: İstanbul
Yaş: 29
Mesajlar: 1.214
Tecrübe Puanı: 8 DOĞAN is a jewel in the roughDOĞAN is a jewel in the roughDOĞAN is a jewel in the rough
DOĞAN - ICQ üzerinden Mesaj gönder DOĞAN - AİM üzerinden Mesaj gönder DOĞAN - MSN üzerinden Mesaj gönder DOĞAN - YAHOO üzeri ndenMesaj gönder
emeğine sağlık kardeş
__________________





Yaz yağmuru düşer durur yüreğime
Bir küçük aşk yeter benim hasretime
Sen de benim yağmurum ol
Damla damla yağ gönlüme
DOĞAN is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-16-2008, 06:41 AM   #5 (permalink)
Banned
 
Üyelik Tarihi: Jul 2008
Mesajlar: 144
Tecrübe Puanı: 0 Bahrevan will become famous soon enoughBahrevan will become famous soon enough
Güzel şiirleri var ama Şafak Türküsü en güzeli.Paylaşmana teşekkürler..
Bahrevan is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-16-2008, 05:37 PM   #6 (permalink)
Senior Member
 
Face - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Nerden: Anarchy
Yaş: 21
Mesajlar: 4.754
Tecrübe Puanı: 31 Face has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond repute
Ben teşekkür ederim.
__________________
"Galiba bu çıldırmış dünyada en iyisi bir köye gidip balık tutmak."



GoLpa Team

Serkan

Face is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-29-2008, 02:05 PM   #7 (permalink)
Senior Member
 
Face - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Nerden: Anarchy
Yaş: 21
Mesajlar: 4.754
Tecrübe Puanı: 31 Face has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond repute
Sıcak Saklayın Gecelerimi

geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim

demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı

uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım

can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim

Nevzat Çelik
__________________
"Galiba bu çıldırmış dünyada en iyisi bir köye gidip balık tutmak."



GoLpa Team

Serkan

Face is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-29-2008, 02:06 PM   #8 (permalink)
Senior Member
 
Face - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Nerden: Anarchy
Yaş: 21
Mesajlar: 4.754
Tecrübe Puanı: 31 Face has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond repute
Sıcak saklayın gecelerimi şiirinin hikayesi...

Not: Siyasi mahkumlarının yaş ortalaması en düşük olan ülkelerin başında gelen bir ülkede, sorun ne olabilir acaba? Konuşmayı sökebilmiş her insanın bu soruya “EĞİTİM” cevabını verebileceğine eminim. “Dış mihraklar gençlerimizi kandırıyor.” cevabını verenler ise ya güzel Türkiye"mizin kaymağını yiyenler ya da öğretmen maaşlarına %3 zam yapıp bombalara (ve ceplerine(?)) 20 milyon dolar ayıran siyasetçilerimizdir. Gençlerimizin “karlar altında” kalmasına neden olan siyasetçileri ve kaymakçıları “kategorisel” bazda birbirinden ayırmamak ahmaklık olmasa gerek? ***
SICAK SAKLAYIN GECELERİMİ
(Ekim 1972… Siyasi bir eylemde yasadışı faaliyetlerde bulunduğu tespit edildiğinden 12 yıl ağır hapis cezasına çarptırılmıştı Yunus. Başına buyruk bir delikanlıydı. Taşıdığı soyut değerlerin kendisine nasıl yüklendiğini bilmiyordu aslında. Attığı sloganlar, teşvik ettiği insanlar, omuz omuza çarpıştığı yoldaşlar… Destansı anlatılan ömürlerin çekiciliğindendi belki de onun isyankârlığı. Başarılı geçen bir ilkokul serüveninden sonra lisede değişmişti hayatı. Tanık olduğu olaylar, baskılar, yaşamı kötü etkileyebilecek bütün siyasi olaylar yön vermişti onun hayatına. Ta ki o dipsiz geceye kadar…)
Okuduğu kitabın sonlarına doğru gelmiş, kitabı bitirip filtresiz sigarasından bir tane daha yakıp uyumayı düşünüyordu Yunus. Kitabın sonlarında kıyamet alametleriyle ilgili sürüyle bilgiye yer verilmişti. “Saçmalık bunlar. Belki de en büyük alamet benim kitap okumamdır” diye düşündü. Kıyametin kopmasını istemediği için mi kendi de bilmiyordu ama canı sıkıldı. Son sayfasını yırtarak, kitabı koğuşun en uç noktasına fırlattı. Liseden veya devrimden arkadaşlarına Yunus"un kitap okuduğunu söyleseler kimsenin inanmayacağından emindi.Dini içerikli olmayan kitaplar aramaya koyuldu arkadaşlarının dolaplarında. Porno dergiler, sigara zulaları, fahişe posterleri, kokuşmuş çoraplar arasındaki kitaplardan birini aldı her türlü muameleye alet olmuş nasırlaşan eline. Kitabı incelerken yan koğuşun cılız radyosundan gelen sese kulak kesildi. Bir mahkumun yazdığını tahmin ettiği ve devrim yıllarında baya rağbet görmüş bir şarkıydı çalan.“Bir şafaktan, bir şafağaBir akşamdan bir akşamaMerhaba demeden dahaBu gitmeler gitmek değil…”Yanık sesli ozan ilk kıtayı bitirip müzik arası girdiğinde, Yunus sırtını duvara yasladı. Arkadaşlarının dolaplarında bulduğu zulalardan birini yaktı. Derin derin çekti ciğerlerine. İçeri girdiğinden beri kestirmediği saçları yüzünü örtüyordu. Şafağa daha çok vardı, gecenin yeni güne en uzak noktasındaydı. İçinde “MERHABA” sözcüğü geçen herhangi bir cümle kurmak istedi. Annesine, arkadaşlarına, ülküsüne. En çok da ülkesine… Eskiden bir günde yüzlerce kez kurabildiği bir kelime… Yapamadı. Aciziyetini düşündü bir an. Bacakları tutmadı. Oturdu soğuk betona. Sigarasını daha hızlı içmeye başladı. Ve tekrar dinlemeye… Ve ilk kez ağlamaya…“Eğil dalga, bükül demirGüzelliğin gerçek değilPencerem kör kapım kilitliBu bende ki seyir değil…” (*)Gözyaşları ilk kez yanaklarıyla buluşmuştu.O kadar derin bir noktasına isabet etmişti ki şarkı… Ne dalgayı eğebildi, ne demiri bükebildi. Kilitli kapıların ardında, koyu bir pencerenin dibinde, betona yaslanmış öylece kaldı bir müddet. Küfretti şarkıda adı geçen her şeye. Yıllarca uğruna sürüyle bedel ödediği davasını düşündü ozan nakaratı tekrarlarken…Ölürcesine sevdiği ülküsü için çarpışanların sayısı, kendisi gibi nicelerinin hapislere düşmesiyle, öldürülmesiyle, kaybolmasıyla, her geçen gün azalıyordu. Desteklediği kavramları yavaş yavaş öldürüyordu Yunuslar. İstedikleri şeylerin doğruluğundan şüphesi yoktu fakat doğruluğunu ispatlayacak yöntemleri yanlış belirlediğini anlamaya çalıştı bir süre daha. İlkleri ardı sıra yaşadığı o gece bir ilki de “pişmanlık” konusunda yaşadı. Pişmandı. “Keşke avukat olabilseydim, o zaman düşündüklerimi savunmak çok daha basit olurdu!” diye düşündü.Yapacakları “Herkesin hayatında bir dönüm noktası vardır!” sözünün klişeliğini tescillemek için değildi ama bir şeylerden vazgeçmesi gerektiğinin farkındaydı artık.
***İnandığı değerlere gençliğinden beri sıkı sıkıya tutunmuştu. Dışarı çıkmasına çok fazla zaman olması umurunda değildi. “Okuma”yı zaman geçirme aracı olarak görmedi bir daha. Gazetelerin basıldıktan bir gün sonra eline ulaşmasına bile aldırış etmedi. Çıktığında değerlerine, ailesine, ülkesine faydalı bir insan olmalıydı. Ve en “faydalı” olmak için yaşadığı her saniyeye ihtiyacı olduğunu unutmadı.Beklemeden en yakın arkadaşı Nail"e bir mektup yazdı.Umut dolu mektubun son cümlesi kendine de arkadaşına da sonsuz bir güç vermişti geleceğe dönük:

“Sıcak saklayın gecelerimi, karlar altından çıkıp geleceğim…”
(*)Zülfü LİVANELİ
__________________
"Galiba bu çıldırmış dünyada en iyisi bir köye gidip balık tutmak."



GoLpa Team

Serkan

Face is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 12-31-2008, 07:25 AM   #9 (permalink)
Banned
 
Üyelik Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 943
Tecrübe Puanı: 0 Valetta is a splendid one to beholdValetta is a splendid one to beholdValetta is a splendid one to beholdValetta is a splendid one to beholdValetta is a splendid one to beholdValetta is a splendid one to beholdValetta is a splendid one to behold
Paylaşımlar için teşekkürler...
Valetta is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 01-01-2009, 04:46 PM   #10 (permalink)
Senior Member
 
Face - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Jan 2007
Nerden: Anarchy
Yaş: 21
Mesajlar: 4.754
Tecrübe Puanı: 31 Face has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond reputeFace has a reputation beyond repute
Bu arada o yazdığım şiirin hikayesinin hayali bir metin olduğunu belirtmeliyim sanırım..
__________________
"Galiba bu çıldırmış dünyada en iyisi bir köye gidip balık tutmak."



GoLpa Team

Serkan

Face is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:45 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.6.8 © 2000-2008, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Aşk Şiirleri | Güzel Sözler | Lazer Epilasyon | Gazeteler | Yeni yıl mesajları | Aşk Şiirleri | Puzzle | Aşk

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.2.0 © 2008, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66