09-03-2011, 09:43 PM
|
#2531 (permalink)
| | Senior Member
Üyelik Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 617
| İzmarit Mezarlığındaki Sahte Anılar Bu gece senin gecen sevgilim.
Yeni bir paket sigara aldım, yaşadın.
Bu gece yokluğuna ne şiirler yazarım, ne gözyaşları dökerim..
Ne yakarışlar,
Ne yalvarışlar..
Yoksun ya, avutmuyor hiçbir şey yüreğimi.
Ve zehirliyorum kendimi..
Hani derdin ya, "Çok içme"
Sana cevabım neydi hatırlıyor musun?
"O zaman sende beni bırakıp gitme..."
İlk sigara..
Nasıl da özlemişim şu dumanı.
Ve nasıl da özlemişim "seviyorum" yalanları uydurmanı..
Gözlerimi severdin en çok, gözbebeklerimi..
Şimdiyse sigaramın dumanında zehirliyorum yetim kalan bebeklerimi..
Büyük bir iç çekiş..
Karşılıklı içtiğimizin tadını alamıyorum inan.
İzmarit mezarlığıma ilk şehidimi gömüyorum, küller arasında.
Ben senin sesini de özledim aslında..
Hele o kulağımda çınlayan son sesin;
"Bitti" diye bağırışın,
"Keşke hiç tanışmasaydık" diye küfürlerini saçışın..
Neyse..
İkinci sigarayı da yerleştiriyorum parmaklarımın arasına.
Hani öpmeye kıyamadığın dudaklarım var ya,
Yokluğunda Afrika kadar aç, aşkına..
Yine de annesiyim, doyurmalıyım bir şekil.
Benim de tek çözümüm sigara..
Sessizlik… Sensizlik…
Saymadım, kaçıncı şehidi de gömüyorum kül tablasına.
Ama son iki sigaram kaldı..
Ne çabuk bitti bu gece, ne ara?
Daha sensizliği dolduramadım ki ciğerlerimin en doruğuna..
Saate bakıyorum..
Akrep tehditler savuruyor yelkovana.
Bir saniye..
Ne zaman güneş doğdu bu odaya?
Gözyaşlarımı kim işledi bu kağıda?
Son sigaram da dudaklarım arasında..
Gözlerim buğulu,
Yoksun..
Hiç olmamıştın zaten.
Kimsem de kalmadı senden sonra hayatımda..
Bir kimsesizlik..
Bir yalnızlık..
Sen hayatıma girmeden önce değildim ben böyle.
Ve inanır mısın, kimseyi sevmemiştim böyle ölesiye.
Değer bilmedin.
Varmış gibi görünen ama asında olmayan tek organındı kalbin.
Hani derdim ya sana, sen "aşk"sın diye..
Değilmişsin.
Sen bir hiç'mişsin gözlerimde..
Ve son kez geçmişe bakıyorum, "Neyim var?" diye.
Sen varsın..
Ve hep de geri de kalacaksın !
GİZEM GEÇGİL
__________________ İçinden zaman geçmeyen yaralar vardır,zamanın ugramadığı diyarlar gibi... sonunda S E N bir gün gelirsin diye, çok şeyin adı küçük yazıldı..! |
| | |
03-13-2012, 07:41 PM
|
#2532 (permalink)
| | Moderator
Üyelik Tarihi: Jul 2005 Nerden: ES ES (NAMIDİĞER ESKİŞEHİR)
Mesajlar: 6.641
| Adı Yalnızlık
Gölgen gibidir yalnızlık
Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk.
Sarılırsın ararsın tutamazsın
yoktur çaresi.
Adı Yalnızlık
Yazılmıştır birkere
Yiğit olsan da büker bileği,
Cesur olsan da sızlatır yüreği.
İçindedir sevgi, insanın tek dileği
Ateşten gömlek misali
SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ?
Murat İnce |
| | |
03-13-2012, 07:42 PM
|
#2533 (permalink)
| | Moderator
Üyelik Tarihi: Jul 2005 Nerden: ES ES (NAMIDİĞER ESKİŞEHİR)
Mesajlar: 6.641
| Ben Şairim
Ben şairim güzelim,
İşine gelirse kal dinle derim,
Bildiklerine benzemez,
Öyle değildir suyum ekmeğim,
Sofram beyaz kağıttır,
Elimde kavgamın şahidi kalemim...
Gönül tenceresinde kaynar, soğur aşım...
Lokmamın buruk şerbeti, o tavırların,
Ezberim oldu mısralarda gözün, kaşın,
Tatlıdan acıya dizelerde, senle kahırların,
Çöz bu bilmeceyi düşün ve taşın?...
Ben şairim güzelim,
İşine gelirse anlamayı dene derim,
Bildiklerine benzemez,
Öyle değildir vakti saatim,
Ben gözümü, katran karası gecelerde açar,
Uykuya, güneş mesaiye başladığında geçerim...
Bildiklerine benzemez dedim, bilir misin?..
Ayrılıkta yönsüz yollar gibi şiirlerim.
Bakma işine gelirse dememe, güzelim,
Yoksan sözler fakir, heceler sefil bilirim,
Yoksan ben kandilsiz gece, ilhamsız şairim? Murat İnce |
| | |
03-13-2012, 07:44 PM
|
#2534 (permalink)
| | Moderator
Üyelik Tarihi: Jul 2005 Nerden: ES ES (NAMIDİĞER ESKİŞEHİR)
Mesajlar: 6.641
| Severken Terketmeyi Kimde Gördün Sen Bu vicdansız gözleri nerden aldın sen
Kayalara vurmuş martıların çığlığı daha kurumamışken
Bu sesi bu sedayı kimden aldın sen
Saçların yüreğimin perçeminden bağlarken
Babandan annenden kimden aldın sen
Daha yaşım 18
Sevmeye Sevdalıyken
Şu civan yüreğimde yılkı atlar koşarken
Elim ayağım buz kesmiş yinede üşümezken
Severken terketmeyi kimde gördün sen
Hangi ölüm çaldı yanlızlığını
Hangi mezarlıkta kaldı çılgın gülüşün söyle
Hangi şubat dalında sımsıcak umutların
Kaşların hilali devrilmişken üstüme
Söyle hangi yüreğin gözüdür saçıma taktıkların
Hangi yüreğin gözü söyle
Ve işte ben geceyi delirten, geceyle deliren
Hem geceye seslenip hem geceye sabreden
O esmer sesli adam işte ben
O gönül gergefine çaresizlik işleyen
Ozanların diliyle atını mahmuzlayıp
Köroğlu diyarından Ardahana seslenen
Ben o esmer sesli adam, kendi sesine dağlanıp
Göz yaşını gizleyen işte ben
Peki ya sen sen söyle
Sedası kulağımda, elası nazarımda
Göçmen kuşlar gibi çırpınan kadın
Dağlanmış yüreğimi mısralar soğutmazken
Yelkovanın boyuna akrepler soyunmuşken
Seni seven bu yürek seninle yorulmuşken
Hangi terazi tartar sana olan sevgimi
Hangi bakış götürür şu aklımı başımdan
Çicek açma çağında dallarımı kırmışken
Şiir yazan ellerim, elerine hasretken
Hiç mi için sızlamaz
Kayalardan tuz çalıp şu yarama basarken
Severken terketmeyi oyunmu sandın sen
Severken ayrılmayı kimde gördün sen
Severken ayrılmayı kimde gördün sen
Bedirhan Gökçe |
| | |
05-01-2012, 11:56 AM
|
#2535 (permalink)
| | Moderator
Üyelik Tarihi: Jul 2005 Nerden: ES ES (NAMIDİĞER ESKİŞEHİR)
Mesajlar: 6.641
| Saat On İkiyi Beş Geçiyordu Zaman, can çekişirken,
Akrep yelkovan, arasında;
Bir adım öteye gidemezken geceden,
Ay, ışığını çekerken sinesine,
Yıldızlar çekilirken kuytu karanlıklara,
Hüzün, Bakır bir çaydanlıkta demleniyordu,
Ve ben, son sigaramdaki dumanları da hapsediyordum içime,
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
Ekmek bıçağında dilimleniyordu ömrüm;
Masum, yalınayak çocukluğum;
Umudun kıyısından geçmeyen gençliğim,
Ulu orta seriliyordu, harami sofrasına,
Düş bahçelerim yağmalanıyordu,
Her kes payına düşeni alıp giderken.
Bütün kimsesizliğimle,
Bütün çaresizliğimle,
Bütün çıplaklığımla, kalıyordum karanlığın koynunda;
Üşüyordum,
Tepeden tırnağa buz kesiyordu yalnızlık.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
Dişlerimle, şafağı sökmek isterken karanlığın göğsünden;
Gün ağarıyordu saçlarıma,
Tel tel,
Raylarımdan çıkıyordum,
Vagonlarım kopuyordu bir biri ardına,
Savruluyordum,
Bir cinayete kurban gidiyordum,
Kaza süsü verilmiş,
Faili meçhul bir ölüm biçiyordu terzi masasında,
Bir tabuta çivileniyordum.
Saat on ikiyi beş geçiyordu.
S.U. |
| | | | Konu Seçenekleri | | | | Modları Göster | Normal Mod |
Yetkileriniz
| Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir. Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir. Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir. Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir. HTML-KodlarıKapalı | | | Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:07 AM . | |