Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri Modları Göster
Eski 05-17-2006, 10:20 AM   #21 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Nikah Töreni Veya Düğün (Dün): Çankırı'da nikah töreni yahut düğün, eskiden şu şekilde yapılmak*taydı:
Mahalle bekçisinden, imamından, muhtarından başlayarak diğer yetkililere bahşiş ve harçlar verildikten sonra, mahalle imamına hitaben izinname çıkartılırdı.
İzinname"de "... mahallesi imamı efendi, badesselam inha olunurki... nam bikri ile evlen*mesine canib-i şer'i şerifeden izn-i şer'i lahık olundu vesselam.." tarzında beyan bulunurdu, izin*namede, "Mihr-i müeccel" ve "mehr-i muaccel" diye tespit edilmiş iki yer bulunurdu.
"Mihr-i müeccel" nikah bedeli, "mehr-i muaccel" de erkeğin vakti olmayıp ta geline ait mücevheratı ve diğer eşyaları ileriki bir zamanda yapılmak üzere adet ve miktarının bedeli demekti. Bu durumları beyan eden hususlar, izinnamedeki tespit edilen yerlere yazılırdı.
Ölüm veyahut başka bir surette ayrılık vaki olur ise izinnamedeki yazılı hususlar, kadının hakkı olarak gerekirse mahkeme hükmü ile alınırdı.
İziinnameler, mahalle imamları tarafından muhafaza edilerek saklanırdı. Nikah duasına mahallenin ulema ve diğer sayılır kişileri davet edilirdi. Kızın bir vekil iki şahidi, oğlanın da aynı şekilde bir vekil, iki şahidi davetliler arasında bulunurdu.
Nikaha başlanmadan önce imam efendi tarafından, yapılacak veya yazılacak birşey olup olmadığı sorulur, varsa şayet, yapılır veya yazılırdı.Nikah miktarına gelince, öteden beri nikah miktarı pazarlık suretiyle yapılması adet idi. İmam Efendi meclisin ortasına oturur, sağ tarafına oğlanın, sol tarafına da kızın vekil ve şahitleri otururdu.Kız tarafına hitaben "İsteyiniz bakalım.." derdi.
Bu şekilde kız tarafı ile oğlan tarafı arasında, imam efendi hakemliğinde sürüp giden pazarlık sonucunda bir bedel tespit edilirdi. Miktarın tespitinden sonra nikahın aile kuruluşunda esas olduğunu beyan eden bir Hadis-i Şerif okunur herkes diz çöker, ellerini açık olarak dizleri*nin üstüne koyarlardı. Yalnız imam efendi elinin birisini kapalı olarak dizinin üstüne koyardı. Sebebi ise nikah esnasında oğlan evinin düşmanları büyü yapılabilir düşüncesiydi.
İmam oğlanın vekiline hitaben üç defa:"-Allah'ın emriyle, Peygamberin kavliyle, filanın kızı filan hanımı, kendi tarafından vekaleten filan efendiye asaleten alıverdin mi?..." diye sorardı. Oğlanın vekili ise "Alıverdim" diye cevap verirdi. İmam efendi de, bunun üzerine "Ben de akdi nikah eyledim." deyip elini açar ve uzunca bir dua okurdu.
Daha sonra orada bulunanlara şerbet verilir, artan şerbet de uygun görülen yerlere gönderilirdi. Kız tarafı da bir tepsi baklava ve hediye ile karşılıkta bulunurdu. Kurban bayramlarında arife günü kız evine kurban göndermek adetten idi. Buna da, kız tarafı bak*lava ve diğer hediyelerle karşılık verirdi.

Bugün:
Çankırı'daki nikah ve düğün adetlerinin eskiye karşılık, bu adet*lerin pek çok yönü, günümüzde bazı değişikliklere uğramıştır. Bu değişikliklerin en önemli sebebi, hiç şüphesiz ki, artan ihtiyaçlar ve her yönden sağlanan sosyo ekonomik değişim ve gelişmelerdir.
Günümüz Çankırı'sında nikah akdi, resmi ve imam nikahı olmak üzere iki ayrı safhada yapıl*maktadır. Resmi nikah, daha çok düğün merasimi ile birlikte yapılmaktadır. Ekonomik zorluklar ve bir de zamandan tasarruf etme kaygısının tabii bir neticesi olarak düğün merasimi şekline dönüştürül*müş olan resmi nikah (belediye nikahı) işlemi, genellikle Belediye Nikah Salonu veya benzeri bir yerde yapılmaktadır.
Belediye Evlendirme Memurluğu tarafından tayin edilen gün ve saatte, nikah salonunda "ni*kah ve düğün merasimleri" yapılacağı, matbu halde bastırılan davetiyelerle eş-dost ve akrabalara önceden duyurulur. Davetliler, nikah saatinden 15-20 dakika önce salona gelerek yerlerini alırlar. Hemen ar*dından da damat tarafından gelin, salona getirilir. Gelinle damat, nikah saatine kadar bir süre, davetlilerin bulunduğu salondan ayrı bir odada bekletilir ve nikah esnasında yapacakları işler hakkında, nikah memuru tarafından kısa bilgiler verilir.
Nikah memuru ile gelinle damat tarafının şahitleri salondaki masada yerlerini aldıktan sonra, gelin ve damat kol kola salona girerler. Salondaki davetliler, ayağa kalkarlar ve gelinle damadı alkışlarlar. Masaya vardıklarında önce gelin, şahidinin karşısındaki sandalyesine oturur, damat da kendi şahidinin karşısına oturur.
Belediye nikah memuru, varsa tebrik ve telgrafları okur. Ardından da, Medeni Kanun'un ilgili maddesine göre Belediye Başkanınca kendisine verilen yetkiye dayanarak nikahlarını kıyacağını yüksek sesle duyurur ve önce kıza, sonra da oğlana ayrı ayrı;
"-Filan kızı filan... falan oğlu falanı kocalığa kabul ediyor musun?",
"-Filan oğlu filan... falan kızı falanı, eş olarak kabul ediyor musun?.." diye sorar.
Kız ve oğlan yüksek sesle "evet" dedikten sonra, önce kız, ardından da oğlan, deftere imza atarlar. Şahitler de imza attıktan sonra, evlendirme memuru her ikisini de yüksek sesle "karı-koca" ilan eder. Bunun üzerine damat, kızın ayağına basarak duvağını açar. Davetliler alkışlarlar...
Nikah tamam olduktan sonra, gelinle damat, salonun çıkış kapısında durarak, davetlilerin tebriklerini kabul ederler. Davetlilerin tebrik işi bittikten sonra, kız ve oğlan tarafı, hep birlikte hatıra fotoğraf*ları çektirirler. Bu iş de tamam olunca konvoy halinde şehir dolaşılarak oğlan evine ulaşılır.

İmam Nikahı:
Dini nikah da denilen imam nikahı, ya resmi nikahtan veya gerdeğe girmeden hemen önce yapılır. Bu nikah işleminde, eskiden olduğu gibi izinnameler yoktur.
Günümüz Çankırı'sında dini nikah, kızla oğlanın birbirlerini görmelerinde bir mahzur bulunmamasını sağlamak için nişandan hemen sonra da yapılmaktadır. Yine bugünkü Çankırı'da düğün merasimlerinin bir başka bölümü daha vardır: Resmi nikah ile birlikte düğün salonunda yapılanların haricinde, üç gün önceden kız ve oğlan evlerindeki şenliklerdir bu bölüm...
Bu şenlikler genellikle Cuma günü kadınlar arasında başlar. Kına gecesi ve son günün gündüzüne kadar devam eder. Kız evinde şenlikten sonra kadınlar arasında mevlid okutulur. Kına gece*sinde oğlan evinde ise, "Baş Donanması" yapılır.

Baş Donanma:
Bu adet, eskiden daha teferruatlı ve geniş bir şekilde yapılmakta iken, bugün tam olarak uygulanamamaktadır. Öyle ki, ekonomik durumu yerinde olmayan aileler, külfetli olduğu için her yönüyle mükemmel ve geleneklere-göreneklere uygun bir düğün yapamadığı gibi, durumu yerinde olan zenginler ise, düğünlerini balolarla yapmayı tercih eder olmuşlardır.
Günümüz Çankırı'sında Başdonanması, genel olarak Yaran Sohbetleri'ndeki şenlik vb. oyun*larla renklendirilen bir hal almıştır. Bu da her yıl kış mevsiminde yapılması gereken ama çeşitli sebeplerden dolayı ihmal edilen Yaran Sohbetleri'ne, yeni nesillerin özleminden kaynaklanıyor olsa gerek...
Oğlan evinde baş donanması yapılırken, kız evinde de kına yakılır.

Kına Yakma:
Oğlan evinde baş donanma yapıldığı saatlerde kız evinde kına yakılma şöyle olur: Kız evi yakınları yatsı namazından evvel gelerek kız evinin büyük olan odasında belli bir yere otururlar. Oğlan evi tarafından gelenler ise ayrı oturur. Defçi kadınlarla birlikte türkü söyleyenler de bulunur.
Yatsı vakti sonunda oğlan tarafından olan kadınlar, oğlan evinde toplanır. Toplu halde kız evine giderler. Oğlan tarafından giden kadınlar, çok süslü giyinmeye itina gösterirler. Bu ka*dınlardan ikisi, ellerinde tepsiler içinde her çeşit kuru yemiş ile birlikte kınayı da ***ürürler.
Eskiden bu gidiş, özel bir tören şeklinde idi ise de, şimdilerde gayet sadeleşti*rilmiş ve normal hale getirilmiştir. Kına gecesinde eski adetlerden kalanlar, çerez yemek, oyna*mak ve kına yakmak üzere çok az sayılacak motiflerdir. Havai fişekler atıl*ması ve oldukça yüklü miktarda para masrafını gerektiren diğer motiflere de rastlanılır.
Oyunlar oynandıktan, çerezler yendikten sonra yaşlı ve becerikli kadınlar, dua ve ilahiler okuyarak, gelini evin ortasına oturturlar ve törenle kınasını yakarlar. Daha sonra oğlan evinden gelen kadınlar evlerine giderler. Kız evinde kalan gelin kızın arkadaşları, ona arkadaşlık ederek sohbet ederler.


__________________
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:21 AM   #22 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Gelin Çıkarma
Çankırı'da gelin çıkarma adedi, geçmiş yıllardaki duruma bakarak, günümüzde bir hayli değişikliliklere uğramıştır. Diğer gelenek, görenek ve adetlerde olduğu gibi, masraftan kaçmak ve günün icaplarına aslını bozmadan uyabilmek kaygısı ile uğratılan bu değişik gelin çıkartma adet*lerinin dün ve bu günkü hâlleri şu şekildedir.
Kına gecesinin ertesi günü, gelin çıkartma merasimi yapılır. Sabahleyin erkenden, oğlan evinin her tarafı temizlenir. Eski tantana, şaşaa yerine bir sükunet çökerdi. Oda tarafında, güve*yi ile yanına gelen bir kaç genç arkadaşından başka kimse kalmazdı.
Davullar bir yandan ağır ve dertli havalar çalarken, öte yandan da kuşluk vakti (öğleye doğru) güveyinin gireceği hamam te*mizlenerek hazırlanırdı. Hamamda saz takımı şen havalar çalar ve aynı zamanda güveyi ile arka*daşları hamama giderlerdi.

Öğle ezanı okunduğu zaman, bir gün öncesinden okuyucular vasıtasıyla yapılan davetler üzeri*ne oğlan evi tarafı oğlan evinin önünde, kız evi tarafı da kız evi önünde toplanırdı. Oğlan evi tarafından bindirilen 20-30 kadar süvarinin (atlının) önünde davullar zurnalar çalar, köçekler oynayarak kafile (gelin alayı) yola çıkardı. Daha önceden çeyizi ***ürülen katır*ların iki katı süslenmiş hayvanlar, kafileyi takip ederdi. Sağdıç ta aynı şekilde süslü bir ata bindirilir ve gelin getirmek için hazırlanan arabalar, arkalarında yüzlerce seyirci ve davetli ile kız evine giderlerdi. Kız evine varmadan yolda sancakların önü kalabalık olurdu bazen Çankırı cadde ve sokaklarına sığmaz hale gelirlerdi.Bu şekilde kız evi önüne varırlardı. Kız evi önünde toplanan kalabalığa, kız evi tarafın*dan şerbetler dağıtılırdı.

Kuşak Bağlama:
Gelin, babası evinden çıkarken, avluda en yakın akrabalar ve bir de hoca bulunurdu. Gelini avlu ortasına dikerler, en yakın akrabasından ve zenginlerden birisi, gelinin beline bir kuşak veya gümüş kemer bağlardı, gelinin beline kuşak bağlayan kişi, kendi kesesine göre, gelinin cebi*ne para da koyardı. Orada bulunan hoca dua eder, duasından sonra gelin orada bulunanların elini öperdi. Gelin, bineceği ata (veya arabaya) kadar iki ta*rafına kilimler gerilerek, kimseye gösterilmeden ***ürülürdü. Gelin, en yakın ve yaşlı akraba*sından iki hanımla birlikte arabasına biner, diğer arabalara da diğer kadınlar binerlerdi. Gelin tarafının çeyizi, oğlan tarafının hazırladığı çeyizle aynı kıymette olurdu. Her iki tarafın çeyizlerinin yüklenmesi için 20-30 kadar katır hazırlanırdı.
Bazen süslü bir rahlenin üzerine Kur'an konur ve sırmalı örtülerle örtülürdü. Bu rahle ön tarafta ve başta ***ürüldü ki, gelin kızın okuma bildiğine işaret gösterilirdi. Çeyiz, her katırın üzerine telli oda takımları, kilimler, halılar örtülmek suretiyle yüklenir ve herkesin gözleri kamaştırılmak istenirdi.Gelini taşıyan vasıtalar, at, tahterevan, tatar arabası, lando veya yaylı arabalar gibi vasıtalar idi. Bu halde kafile (düğün alayı) giderken mezarlık civarına gelince dururlar ve davul zurnalar susturulur Fatihalar okunurdu.

Yastık ***ürmek:
Gelin çeyizi yükletildiği ve gelin alayı hareket ettiği sırada gençlerden birisi bir köşe yastığını kaçırıp hamama ***ürürdü. Güveyi, yastığı ***üren gence bahşiş verir ki, bu bahşiş gelinin evden çıkartıldığı, ve yola koyulduğu haberinin bahşişidir.
Gelin alayı şehrin merkez mahalle ve caddelerinden geçerler. Alay geçerken önlerine ipler gerilir ve düğün sahibinden bahşişler alınır. Bu şekilde gelin, yeni evine getirilir. Oğlan evinin büyükleri ve yakın akrabaları yanlarında bir imam ile evin önünde beklerler. Gelin eve girince dua edilir. Gelin, önce kayınbabasının ve büyüklerinin ellerini öper, kayınbabası ve akrabaları, gelin*in başına kuru yemişle karışık bozuk para serperler. Bu paralar oradaki çocuklar tarafından kapışılır ki, uğur ve bereket sayılmaktadır. Gelin, hazır edilen odaya alınır.

Güveyi Girişi :
Gelin, oğlan evine geldikten bir kaç saat sonra, kız evi tarafından hazırlanan baklava ve etli yiyecekler getirilir. Bunları getirenlere de bahşişler verilir. Bu yiyecekler sadece gelin ile damat beye aittir.
Hamamdan çıkarılan damat, yatsı namazına camiye ***ürülürdü. Namaz çıkışında, eve bir haberci gönderilir (Çok önceleri bu haber, fişek atılarak duyurulurmuş). Gelin odasına iki bardak şerbet hazırlanırdı. Gelin hanım, duvağı örtülü halde, odanın bir tarafına dikilirdi. Orta yerde bir yatak, bir tarafa da seccadeler serilirdi. Oda ortasına serilen bu yatak, gündüz kim serdi ise o kişi tara*fından kaldırılırdı. Güveyi kapıya geldiğinde, imam dua ederdi. Güveyi yaşlıların elini öperdi. Bu sırada kapı açılır ve güveyi süratle içeri girerdi. Çünkü gençler tarafından güveyinin sırtına yumruk vurmak adettir. Güveyi acele davranmazsa epeyce yumruk yerdi.
Güveyi gelinin bulunduğu odaya girer. Orada gelinle birlikte bekleyen yenge, gelinin duvağını açar ve ikisini el ele tutuşturarak çıkardı. Güveyi ve gelin, ilk önce seccadenin başına giderek iki rekat hacet namazı kılarlardı.
O gece edilen duaların mutlaka kabul olunduğuna itikat edilirdi. Namaz kılınıp, dualar
edildikten sonra kalkarlardı. Oğlan bir köşeye oturur, kızı da yanına alırdı. Kıza bir kaç soru sorardı. Kız cevap vermezdi. Oğlan, önceden hazırladığı söyletmeliği (elmas veya altın yüzük vb)
verirdi. Bunu verince kız da konuşmağa başlardı. Güveyi daha sonra gelinden su isterdi. Gelin, önceden hazırlamış olduğu şerbetleri verir ve birlikte içerler ki içilen bu şerbet ağız tatlılığına, yani tatlı dilli ve güler yüzlü olmağa işaret sayılırdı. Son*ra kız evinden gönderilen yiyecekler yenilirdi...

ÇANKIRI'DA SÜNNET DÜĞÜNLERİ
Her ailenin, erkek çocuğu sahibi olduktan sonra ilk telaşı, çocuklarını sünnet ettirmek, kaygısıdır. Bu hal ve kaygı, İslami bir adet olarak yaşanmaktadır.
Çankırı'da yaşayan sünnet adetleri, bundan yarım asır öncesinde çok büyük masrafla yapılan ve debdebesi bol düğünler şeklindeydi. Büyük oranda şekil değişikliğine uğratılmış ve mümkün olduğu kadar az masrafla hatta her ailenin kendi maddi durumuna göre yaptığı sünnet düğünleri günümüzde şöyle cereyan eder:

Düğün Başlangıcı:
Çankırı'da sünnet düğünleri genellikle sonbahar mevsiminde yapılır. Çünkü bu mevsim, her aile için bir çok telaşın son bulduğu ve her şeyin bol olduğu bir mevsimdir.
Düğün öncesinde, sünnet olacak çocukları için evlerde birer yatak (Karyola veya somya) süslü olarak hazırlanır. Çocuk tek ise tek yatak, bir kaç tane ise bir karyolaya üç dört çocuk yatırılır. Ev, bir bayram yeri gibi süslenir. Sünnet edilecek çocuk için hazırlanan düğüne, matbu olarak yapılmış davetiyeler ile eş dost ve akrabalar çağrılır. Davetlilere pilav, ayran asıl olmak üzere, ailenin durumuna göre yemek ziyafeti verilir. Yemekten sonra mevlid okutulur, ilahiler söylenir. Çocuklar ise, alınlarında "maşallah" yazılı ve özel olarak hazırlanmış sünnet elbiseleri giydirilmiş vaziyette, arabalarla şehirde gezdirilir. Ki bu hal çocuğu sünnet olmağa iyice alıştı*rır, ısıtır diye kabul edilmektedir.

Sünnet Olmak:
Sünnet olacak çocuklar, evde hazır bulunan sünnetçi önüne getirilince, hafızlar tarafından "aşr-ı şerif" okunur, fatihalar okunur. Bir yandan da dışarıda davul zurna veyahut başka çalgılar varsa çalmaya devam eder. Bu esnada çocuk veya çocuklar sünnet edilir. Çocuk ağlamaya başlarsa, hemen açılan ağzına bir parmak bal sürülür (bu eskiden yapılmakta idi ki şimdilerde yapıldığına pek rastlanmıyor).
Kısaca anlatmaya çalıştığımız sünnet düğünleri, genel olarak Türkiye'nin bir çok yerinde benzer adetlerle yapılır. Çankırı'ya has olan sünnet düğünü motifi ve unsurları ise, yukarıda izah ettiğimiz şekildedir.
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:23 AM   #23 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Gümüşhane Gelenek ve Görenekleri

Hayatın Dönüm Noktaları (doğum, çocukluk, sünnet, evlenme, askerlik-gurbetlik, ölüm gelenekleri) :

Bebegi yedilemek :
Bebeğin doğumunun yedinci günü loğusa anne ayağa kaldırılır, tesbihle dualar okunur, bu tesbih su dolu tasa koyulur, bebek de yıkanır. En son tastaki okunmuş su anne ve bebeğe dökülür ve iyi dilek ve dualarla yıkanır. Yedinci günde yine yakın akraba, eş, dost eve gelir, misafirler yedirilir ve özellikle tatlı ikram edilir. Bugün, loğusa annenin iyileşip ayağa kalkmasının mutluluğunun yaşandığı bir gündür.

Bebeği Kırklamak :
Bebeğin doğumunun kırkıncı günü aynen yedinci günde olduğu gibi tesbihe dualar okunur. (7.günde dualar 7 kez.40.günde 40 kez okunur.) tesbih su dolu kaba konur, içinde çevrilir, anneye abdest aldırılır, bebek yıkanır, en son bu kaptaki su anne ve bebeğe dökülür.

Bu kırkıncı günde evde Yasin okutulur. Eş dost çağırılır, gelenler hediyeleri ile gelirler, çocuğa bakar ve "Allah analı babalı etsin, çocuk anası babası ile sevilir." Gibi iyi dileklerde bulunurlar.

Halkımız arasındaki yerleşmiş uygulamaya göre kırkı çıkmamış (doğumdan itibaren 40 gün geçmemiş) bebeğe evden dışarı çıkarmak iyi değildir. O yüzden bebeği kırklamak anne ve bebeğin dışarıya rahatlıkla çıkmasını sağlar.


Diş hediği :
Çocuğun ilk dişi çıktığı ve bunun görüldüğü zaman aile bireyleri, eş dost bunun mutluluğunu yaşamak için bir araya gelir ve halk arasında hedik denilen bir karışım yapılıp yenir.

Bunun için buğday haşlanır, istenirse bunun üzerine şeker tozu serpilir yada içine çemiç, dut (yazın dutların olgunlaşıp dökülmesi sonucu elde edilen kuru dut) katılarak lezzetli bir karışım elde edilir. Hediğin bir kısmı çocuğun başından dökülür, kalan hedik ve kuru yemiş eş dostça yenir.

Çocuğun ilk dişinin çıktığını en önce gören hedik yemeye gelirken çocuğa hediye alır.

Hedik yapılan gün çocuk aile fertlerinin eş dostunun yanında yere oturtulur, önünde bazı meslekleri simgeleyen sembolik eşyalar konur. Mesela, Tarak Berberi, Kuaförü, Bıçak; Kasabı, Makas; Terziyi, Kağıt-Kalem; çocuğun okuyacağını ifade eder.

Çocuk önünde duran bu eşyalardan en önce hangisine elini uzatırsa ilerde o mesleğe sahip olacağı düşünülür, tercihe göre sevinilir.

Böylece çocuk işin latifesi de olsa meslek seçimi konusunda ilk adımını atmış olur.


Çocuğun, ilk olarak saçının kesilmesi de özellik arzeder. Şöyle ki : Çocuk 1 yaşına geldiğinde saçı kesilir. Kesilen saç, terazinin bir kefesine konur, öbür kefeye (Varlık durumuna göre) para konur. Kefeler aynı düzeye saçlar alınır ve saklanır. Paralarda yoksullara dağıtılır.


Konuşmak için uygun yaşa gelip de henüz konuşamayan çocuklar köylerde Cuma günü ahıra ***ürülür. İneğin yularına yada ahırda mengüre (hayvanın bağlandığı yer) bağlanır. "Hayvan ise mele, insan ise söyle) denir. Yastığının altına yılan kabuğu ve deve tüyü konur.


Nazardan korunmak için de çocuğun alnına kara sürülür. Nazarı değdiğine inanılan kişinin giyiminden bir parça alınıp yakılır ve çocuğa koklatılır.


Sünnet :
Erkek çocukları için dinimizin bir gereği olan ve erkekliğe ilk adımın ifadesi anlamında sünnet merasimi, köylerde ve merkez de farklılık arzeder.

Köylerde, sünnetçi geldiğinde muhtar, tellalla haber verir. Çocuk yıkanır, hazırlanır. Sünnetçiyle birlikte dolaşan köyün imamı ilahi okur. Ayrıca bir tören yapılmaz. Merkezde ise sünnet düğünleri yaygındır. Sünnet sırasında sünnet olan çocuğun elini yada kolunu tutan, kucağına alan ve çocuk üzerinde baba hakkı taşıyan kirvenin yeri özeldir ve sorumlulukları fazladır.

Kirve sünnet olan çocuğa eskiden kırmızı lira takardı. Bugün de buna eş değerde hediye alır veya altın takar. Kirvenin karısı da baklavaya da tatlı yapar ve hediyesiyle gelir çocuğu ziyaret eder.

Sünnet olan çocuğu ziyarete gelen eş-dost da hediye getirir; ailenin maddi durumu ve seçimine göre tertip edilmiş sünnet törenine katılır. Bu tören evde ya da salonda okutulan mevlüt şeklinde olabilir.

Sünnet olmadan evvel de çocuk yakınları ve arkadaşları ile birlikte köylerde atla, merkezde araba ile gezdirilir ve eğlendirilir.
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:24 AM   #24 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Evlenme :

İnsan hayatının önemli bir bölümünü kapsayan, evlilik ve öncesinde yaşanan bir dönemdir. Bu dönemde ağızdan ağıza anlatılanlarla veya devam eden uygulamalarla günümüze kadar gelmiş töreler vardır.

Yaradılışı gereği insanoğlu tek başına yaşayamaz. Her zaman hayatını paylaşacağı, birlikte yaşayacağı kimseye ihtiyaç duymuştur.

Birlikte yaşama isteği, sevgi saygı ve hoşgörüyle birleşince zamanla meşruluk kazanarak evliliğe dönüşmüştür. Evlilik Türk kültüründe önemli bir yere sahiptir.

Gümüşhane yöresinde düğün kültürünün anlatımına yöresel olan şu mani ile başlayalım.

Elmanın irisini
Kış yedi birisini
Evlenmek bir keredir.
Seç de al iyisini

" Ata binmesi bir ayıp, inmesi iki ayıp" sözüyle evliliğin geri dönülecek bir yol olmadığı, "Kırk ölçüp bir biçmek" deyimiyle de doğru karar vermenin önemi vurgulanır.

Gümüşhane yöresinde evlenme yaşı çok önceleri kızlarda 15-16, erkeklerde ise 15-20 olarak belirlenirdi. Köylerde erken evlenme çiftçi olan aileye işgücü katkısı sağlama, büyüklere hizmet, bir de "Erken evlen döl alır, erken kalkan yol alır" atasözünden olduğu gibi nüfusun çoğalması amacıyla yapılırdı. Ancak günümüzde eğitim ve öğretim, maddiyat ve bu gibi nedenlerden dolayı evlilik yaşı yükselmiştir.

Kız veya erkeğin çağı gelince, bilhassa erkek çocuğun anne ve babasında bir telaş başlar, oğullarına eli yüzü düzgün, güzel huylu, becerikli, temiz bir aileye mensup bir gelin adayı bulabilmek amacıyla özellikle oğlan anası, (oğlunun da gönlünden geçenleri öğrenerek) ana oğul çok yakın akrabalar kendilerine göre en iyisinde anlaşırlar. (Ancak günümüzde olay farklılık kazanmıştır. Evlenecek kişilerin görüşleri ön plana alınmaktadır. )


Görücü Gitme :
Evlenme, köylerde bilhassa görücü usulüyle olur. Oğlanın anası babası gelin adayını tanır. Gelin adayı tanındıktan sonra kızı aile yaşantısı titizlikle araştırılır. Kızın becerikliliğini anlamak için halı üzerinde bulaşık yıkattırılır, etrafı kirletmeden bulaşık yıkanırsa adayın becerikli olduğu anlaşılırdı. Örgü ören bir hanım, yumağını koltuk ve kanepe altına bilinçli olarak gönderir, yumak geriye toz almadan gelirse, evin temizliği hakkında bilgi edinilirdi. Erkek anası tarafından kızı görüp beğenmenin bir yerinin de hamamlar olduğu söylenir. Bütünü bu incelemelerden sonra, kızın kendilerine denk olduğu intibasına varırlar. Erkek tarafından kız isteme konusunda becerikli olan iki hanım, kız evine gönderilir. Bu gidişler habersiz olur. Geleneklere göre evinde kızı olan aileler her zaman derli toplu olmak mecburiyetindedir. Çünkü her an kapısı çalınabilir.

Görücüler gelme nedenleri bilinsin bilinmesin geleneklerimiz gereği güler yüzlü karşılanırlar. Uzaktan gelenlere çeşitli ikramlar yapılır. Görücülerin başı, geliş nedenlerini bilmeyen aileye çeşitli espirilerle geliş nedenlerini anlatır. Sohbet sırasında evin tertip düzeni evden geçirilir. Bu arada kızı ve ailenin ağzı yoklanır. Gelen görücülerden kızın haberi varsa, giyinir, süslenir, görücülerin karşısına çıkar. Bu davranış görücüler için müsbet bir cevaptır. Edinilen olumlu izlenimlerden sonra sıra dünürcü gitmeye gelir.


Dünürcü Gitme :
Beğendikleri kızı oğullarına almak isteyen aile birkaç yakınını alarak kız evine gider. Buna "dünürcü gitme" denir. Dünürcüler havadan sudan konuştuktan sonra "Allahın emri Peygamberin kavli ile kızınızı oğlumuza istiyoruz" derler. Kız tarafı, kızını verme taraftarı olsun olmasın, gelenlerden düşünmek için süre ister. Uzak yerden gelenlere töreler icabı yemek ikram edilir. (Ancak yemek ikramının nedeni misafirlere açıklanır.) Düşünme süresi içinde kız evi durumu akrabalarına danışır. Öncelikle büyüklere danışmak usuldendir. Amaç onlarında gönlünü almaktır. Karar yinede anne babanındır. Karar verme süresinin bitiminde tekrar oğlan evi, kız evini ziyaret eder. İsteme cümlesi tekrarlanır. Kızın annesi "Biz bilmeyiz, babası bilir" diyerek topu babaya atar. Misafirler uğurlanır. Birkaç gün sonra kız evine tekrar gelir. İçlerinden en saygın kişi, kızın babasına hitaben, "Allahın emri, Peygamberin kavli ..." diyerek söze başlar ve olayı açıklar. "Kız evi naz evidir. Kızın babası vakti iki edelim, danışacak yerlerimiz var" diyerek tekrar gelmelerini ister. Bu gelişte kız babası oğlan tarafına "Allah yazmışsa ne diyelim" sözüyle gönüllerinin olduğunu bildirir. Bu arada tatlı kahve içilir. Erkekler ve bayanlar ayrı odalardadırlar. Kahveleri getiren gelin adayı, dünürcüler kahveyi içinceye kadar elleri önden bağlı divan durur. Başı öne eğik dünürcüleri dinler dünürcüler sezdirmeden kızın tavır, davranış ve fiziki yapısını incelerler. (Ancak kız tarafı vermeye taraftar değilse, kahveler şekersiz, acı olarak verilir. Bu "hayır" anlamındadır.

Kızın babasının olumlu cevabından sonra nüfus cüzdanı oğlanın babasına teslim edilir. Nüfus cüzdanı varsa kızın erkek kardeşi veya bir yakını tarafından beyaz işlemeli bir mendile sarılarak gümüş tepsi içinde oğlanın babasına sunulur. Oğlan babası da nüfus kağıdına karşılık, bir miktar parayı tepsiye bahşiş olarak bırakır. Artık kız verilmiştir. Yöremizde başlık parası yaygın değildir. Nüfus kağıdı verilince kız-oğlan babası birbirlerini kucaklayarak "hayırlı olsun" dileklerinde bulunurlar. Kız tarafı erkek tarafıyla birlikte kız evinde yemek yerler. Erkek tarafından getirilen tatlı, misafirlere ikram edilir ve bu ikram çiftlerin ağzı tatlı olsun anlamına gelir. Kahveler içilir, oğlan babasının kahveler için bahşiş vermesi adettendir. Bu arada dini nikah, resmi nikah ve nişan günleri tespit edilir. Dini nikah kız verildiği akşam veya ertesi akşam yapılır. Nikah imam tarafından, birkaç şahitle yapılır. Nikah yapılırken odaya kimse alınmaz. Kilit bükülmez, düğüm atılmaz,. Ters olan şeyler düzeltilir, eller üst üste getirilmeze. Bu davranışlar evlenen çiftlerin nasiplerinin bağlanmaması içindir. Nikah dualarla, kurallara uygun olarak yapılır. Nikah kıyıldıktan sonra erkek evi tarafından getirilen şekerle nikah şerbeti ezilir. Şerbeti ezen bilge kişi "Zannetme ki gayreyler. Arif anı seyreyler. Görelim Mevla neyler. Neylerse güzel eyler." İhlasiyle şerbeti ezer. Yapılan şerbet çiftlere aynı bardaktan içirilir. Diğer misafirlere de dağıtılır. Damat babası şerbet için de ayrı bir bahşiş verir. Bu arada nişan merasiminin günü, takılacak takılar, alınacak eşyalar üzerinde konuşulur. Bazı yörelerde resmi nikah, dini nikahtan önce yapılır.


Nişan Günü :
Nüfus cüzdanı alındığı akşam, kararlaştırılan nişan gününün eşe, dosta, akrabalara duyurulması için kırsal kesimde heybe içinde leblebi, fıstık, şeker karışımı paketler hazırlanarak veya bardaklarla ev ev dolaşılarak nişana çağırılır. Nişan töreni kız tarafından yapılır. Nişanda kız ve erkek tarafı hazır bulunur. Söz kesildiği akşam, nişan için kararlaştırılan hediyeler ve takılar oğlan tarafından kız tarafına getirilir.

Kız tarafından damada alınan hediyelerde erkek tarafına gönderilir. Geline nişan elbisesi giydirilir ve süslenir. Kadınlar tarafından ortaya alınan geline, erkek tarafından nişan yüzüğü, küpesi, saati takılır. Bazen de damatla geline aynı ortamda yüzükler kırılır, kurdelası kesilir. Kurdelanın ucundan kesilip, orda bulunan genç kızların nasipleri açılması için dağıtılır. Erkek tarafından getirilen hediyelik eşyalar, hediye edilecek kişilerin adları okunarak gösterilir.

Takıların takılış sırasında hayırlı olsun nidaları ve alkışlar yükselir. Takı töreninden sonra gelin kendisine öncülük yapacak bir arkadaşıyla kayınvalideden başlayarak, sırasıyla misafirlerin ellerini öper. Kız evi tarafından hazırlanan yemek ikramından sonra yöresel maniler söylenerek bir müddet eğlenilir. Yapılan harcamalarda erkek tarafın üzerine düşeni fazlasıyla yapar.
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:30 AM   #25 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Askerlik :
Erkek çocukların hayatında önemli bir dönemi olan askerlik hizmeti, anne ve babalar açısından da çocuklarının vatan savunması gibi bir kutsal vazifeye katılması bakımından büyük önem taşır.

Halk arasında asker ocağı peygamber ocağı olarak kabul edilir ve askerlik hizmeti gençlerimiz için büyük kutsiyet taşır. Bunun için de gençlerimiz askere giderken bu sorumluluğun farkında olup bilinçli bir şekilde ve coşku içerisinde bu vazifeyi üstlenirler.

Yöremizde askerlik çağına gelmiş gençlerimiz askere gönderilirken askerler, aileleri ve yakın çevreleri tarafından tam bir şenlik havası yaşanır.

Askere gidecek olan genç, gideceği günden birkaç gün önce akrabalarıyla eş ve dostuyla vedalaşmaya başlar. Vedalaşmaya gittiği kişiler de ona hediyeler verir. Bu hediyeler genelde askere gidene harçlık verme şeklinde olabileceği gibi askerde işine yaraması açısından çorap, mendil, iç çamaşırı, havlu hediye etme şeklinde de olur. Askere gidecek gence arkadaşları gitmeden 1-2 gün önce eğlence tertip ederler. hep birlikte coşku içinde eğlenilir. Asker evinde büyük bir telaş yaşanır. Hazırlıklar yapılır, yemekler pişirilir. Bu coşku ve telaş gencin askere gideceği gün iyice yoğunluk kazanır. Gençler ya tek tek ya da toplu olarak askere giderler. Bu askere uğurlama işine halk arasında sevkiyat denir. Sevkiyat gününde asker evinde yemek verilir, yakın çevreye yemek yedirilir. Daha sonra yöresine göre davul-zurna ya da kemençe eşliğinde (Torul ve çevresinde kemençe ile uğurlama yaygındır.) oyunlar oynanarak, coşku içerisinde askerler uğurlanır.

Bu arada gençler, arkadaşları tarafından kucaklarına alınıp havaya atılır ve "En büyük asker bizim asker" tezahüratları etrafı inletir.

Gençler kutsal bir görevi yerine getirmeye gittikleri için mutludurlar. Ama aynı zamanda otobüse binip de arkalarından sallanan elleri ve buğulu gözleri görüp ayrılığın hüznünü de yaşarlar.

Ya geride kalanlar. Onlar ayrılığın hüznünü çok daha fazla yaşayıp karışık duygular içinde olan insanlardır. Evladından ayrılan ana-baba, eşinden ayrılan yar ve babasından ayrılan çocuk artık hepsi büyük bir sabırla tezkere gününü saymaya başlarlar. Herhalde geride kalanlar içinde en fazla yükü analar taşır. Bu işin içinde gidip de gelmemek de var. Bir tarafta sevinç ve gurur, öbür tarafta hüzün

Anaların bu duygularını yöremizde söylene gelen şu mısralar çok güzel ifade eder; "Oğlan ettim yorgan kabardı. Büyüttüm yürek kabardı"

Ama analar bunca hüzün dolu duygularına rağmen, oğullarının bu kutsal görevi başarı ile tamamlayıp dönecekleri günü düşünüp mutlu olurlar.

Askere giden gençler, kutsal hizmeti bitip döndüklerinde, askere giderken kendilerine hediye veren yakınlarına ve eş dosta kına ve çerez getirir.

Böylece hayıtında bir dönüm noktası teşkil eden ve geride acı tatlı bir sürü anı bırakan bu dönemi başarıyla geçirmenin mutluluğunu yakınlarıyla paylaşır.


Bayramlar,Törenler,Kutlamalar :

Dini Bayramlar :

Unutulmaya yüz tutmuş bütün gelenek ve göreneklerimiz gibi, hatırın, gönülün, sevginin saygının, birlik ve beraberliğin, kaynaşmanın senbolü olan bayramlarımız da yavaş yavaş özelliklerini kaybetmeye başlamıştır.

Eskiden daha bayramlar gelmeden heyecanı bütün evleri sarar, herkes yoğun bir hazırlığa başlardı.Bayramlık elbiseler hazırlanır, evler temizlenir, çeşit çeşit yemekler yapılır, arefe gününün akşamı genç kızların ellerine kınalar yakılırdı.Çoğu kez bayramlık elbiselerini akşamdan giyen çocuklar geceyi uyanık geçirirlerdi.Sabahı dar bekleyen çocuklar büyükleriyle birlikte abdestlerini alarak caminin yolunu tutarlardı.Yaşlılar bayram vaazını dinlemek için erkenden saflarda yerlerini alırken gençler caminin avlusunda bir müddet sohbet ederlerdi.Bu sırada genç kızlar cemaat namazdan dönünceye kadar köy odalarını bayrama hazırlardı.

Bayram namazından sonra herkesin birbiriyle bayramlaşmasını sağlamak amacıyla camide halka oluşturulurdu.Bu halkalarda imamdan başlayıp, yaşlılardan gençlere doğru uzayan bir sıra takip edilir ve topluca bayramlaşılırdı.Bu bayramlaşma halkaları dargınların ve küskünlerin barışmalarına vesile olurdu.Ramazan bayramlarında camilerdeki bu bayramlaşma töreninden sonra köy odalarında birlikte yemeklerle dostluklar tazelenirdi.Her evden getirilen çeşit çeşit yemekler sinilerle odanın bir kenarına dizilir, gençler tarafından serilen sofralara paylaştırılırdı.En zengininden en fakirine kadar bütün kadınlar odaya gönderecekleri sütlaçları sarığıburmaları, erişteleri, sironları özenle hazırlardı.Çünkü köyün kadınları arasında keyvenilik ve hamaratlık yarışı olarak algılanırdı.Köye mezralardan bayram namazı için gelen misafirler mahalle sakinlerince özellikle kollanarak misafir odalarına getirilir, yemekler yenir, sohbetler edilirdi.Yaşlılar yemeklerini yiyinceye kadar gençler bir taraftan hizmetlerini sürdürür diğer taraftan semaverle çay demlenirdi.

Kurban bayramlarında toplu bayramlaşma töreninden sonra kurban kesme hazırlıklarına başlanırdı.Bir kaç ay öncesinden seçilen, özenle bakılan,kınalanıp süslenen kurbanlıklar tekbirlerle kesilirdi..Yaşlılar bayram arefesini oruçlu geçirdiklerinden kurban eti öncelikle onlara ikram edilirdi.Kurban etlerinden fakirlere fakirlere verilmek üzere ayrılan pay gençler tarafından dağıtıldıktan sonra kalan etler kavrulur, her evde bir bayram ziyefeti gerçekleştirilirdi.

Bayram hizmetleri tamamlanınca çocuklar ve gençler bayramlıklarını giyer, bilhassa küçük çocuklar boyunlarına bayram için dikilmiş şeker torbalarını asar, böylece bayramlaşma turlarına çıkarlardı.Yaşlıların elini öpen, bayram şekerlerini ve harçlıklarını alan çocuklara yaşlılar "El Öpenlerin Çok olsun" , "Çok Bayramlar Göresin", "Yılda Bu Vakitlere gelesin", "Allah Tekrarını Nasıp Etsin" gibi hayır dualarda bulunurlardı.

Bayramların sevinçle hüznü birleştiren anları mezar ziyaretlerine tesadüf ederdi.Arefe gününden başlayan mezar ziyaretleri bayram süresince devam eder, okunan Kuranlar ve dualar ölüler yad edilirdi.Acısı ve hatırası taze olan insanların göz yaşları, bayramları yasa dönüştürür, acılar ve kederler de sevinç ve mutluluklar gibi paylaşılırdı.

Köy odalarına gelemeyecek kadar yaşlı ve hasta olanlar öğleden sonra ziyaret edilir.Ölü evlerine taziyeye gidilirdi.Kendinden daha yaşlı akrabası bulunanlar camideki toplu bayramlaşmayla yetinmeyip mutlaka ev ziyaretlerinde bulunurlardı.Bayramın birinci yada ikinci gününün akşamında nişanlı erkeklerin evlerinde "gelin görme" telaşı başlardı."oğlan tarafı" önceden hazırladığı bayramlık hediyelerle kız evine gider, büyüklerin ellerini öpen geline hediyesi verilirdi.Ziyarete gidilen her evde gelenlere ikramlarda bulunulurdu.

__________________
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:31 AM   #26 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Kars Gelenek ve Görenekleri

Doğum

Yörede çocuk, kısmet-bereket olarak nitelenmektedir. "Kız bereket, oğlan devlet" deyimi yaygındır. Bu anlayış ise çok çocukluğu ve çocuğa ilgiyi artırmaktadır . İlk çocuk erkekse "baca sökme" denen gelenek uygulanır. Komşu çocukları bacaya çıkarak kiremitleri kaldırır yada toprak dökerler. Bu aile reisinin bahşiş vermesine değin sürer.

Aşerme döneminde gebelerin istekleri karşılanmazsa, çocuğun sağlıklı olmayacağına inanılır. Doğumun sancıları başlayınca ebe çağrılır. Doğumu kolaylaştırdığına inanılarak bacadan silah atılır. Doğumdan sonra göbek bağı ninenin ayakkabısı üzerinden kesilir. Bu işte kullanılan çakı yıkamadan kapatılır ve annenin yastığı altına konur. Çocuğun göbeği kuruduktan sonra çakı açılır ve yıkanır. İlk banyo suyuna teni güzel olsun diye yumurta kırılır. Terlemesini önlemek için tuz serpilir. Daha sağlıklı olacağı inancıyla kundağa ısıtılmış hölük (elenmiş toprak) konur. Yaşamının aydınlık olması için gündüz de olsa anasının ve çocuğun baş ucunda lamba yakılır. Bebek lamba ışığında anasının çevresinde üç kez dolandırılır. Bu sırada ebe "sen mi ağır, yük mü ağır ana ?" diye sorar. Anne "ne ben ağır, ne de yük ağır deyince" kundak yanına bırakılır.

Çocuk al yanaklı al dudaklı olsun diye yüzüne ve dudaklarına kanı; kara kaşlı, kara gözlü olsun diye de ceviz kabuğu yakılıp külü kaşının gözünün üzerine sürülür. Al basmasına karşı loğusanın baş ucuna Kur'an asılır. Yalağının çevresine kıldan örme ip gerilir ve yalnız bırakılmaz. Doğumdan hemen sonra da aynı amaçla ilk lokmayı ebe alır, üç kez anaya uzatıp geri çekerek kendisi yer. Kırkı dolmadan loğusa çocuk dışarıya çıkarılmaz. Bezi dışarıya asılmaz, cinleri kaçırmak inancıyla yanlarında sürekli ateş yakılır.

Evlenme

Yörede evlenme gelenekleri pek az değişime uğramıştır. Evlenme çağı kızlarda 15-19 erkeklerde 18-23 yaşlan arasındadır. Çoğunlukla görücü usulüyle evlenilir. Oldukça azalmış olmasına rağmen bazı yörelerde devanı eden başlık parası geleneği, kız kaçırma olaylarını da artırmaktadır. Bu ise yakın zamana değin aileler arası düşmanlıklara yol açmıştır. Kızların söz hakkı yok gibidir. Erkeklerse evlenme istemlerini ev içinde çekingen küskün tavırlarla belirtir. Aracılarla iletirler. Yanıtta aracılara verilir.

Erkeğin istediği kızı ana-baba da uygun görürse, kızın evine elçi gönderilir. Erkeğin herhangi bir isteği olmasa da, eğer oğlan evlenme çağına gelmişse kız boylamaya (beğenmeye) çıkılır. Elçi gönderme, doğrudan kız isleme anlamına geldiğinden, Önce kadınlar gidip kızı görürler. Elçiler, yörenin saygın kişilerinden seçilir. Oğlanın babası ya da yakınları da elçilerle birlikte gider. Bunun için de genellikle Cuma günleri seçilir.

Elçiler arasında en yaşlı kişi sözü açar, isteklerini bildirirler. Kız babası da evlenmeden yanaysa, "Allahın emri varsa men ne diyecem? Bir de gızdan sorak, bahah ne der" diye cevaplar. Karısı aracılığıyla kızın düşüncesini elçilere iletir. Evlenmeden yana değilse "Kocalık kızımız yok. Sizin yitiğiniz bizde değil başka yerde ara yın"gibi yanıtlar verilir.

Kız tarafının olumlu yanıtıyla "şirni (tatlı) yeme günü" kararlaştırılır. Erkek tarafınca getirilen kolonya, şeker, meyve gibi şeyler konuklara sunulur. Bu aynı zamanda "beh günü" (söz kesme) olarak da değerlendirilir. Kız evine söz yüzüğü, kalağı (baş örtüsü) ve çeşitli hediyeler getirilir. Kalağının bir ucuna kararlaştırılan başlığın bir bölümü bağlanmıştır. Kadın ve erkekler ayrı odalarda toplanır. Güveyin yakınlarından biri kıza yüzüğü takar. Kimi zamanda kız, erkeklerin toplandığı odaya getirilerek, yüzük orada takılır.

Sonra "boy görmesi" denen para verilir. Kız da bahşiş alır. Beh nişan niteliğinde olmakla birlikte, ayrıca nişan töreni de düzenlenir. Nişan günü kararlaştırılır.

Kız evinde yapılan nişana her iki tarafın yakınları çağırılır. Kız evine ve geline çeşitli armağanlar alınır. Güvey evi hazırlanacak yemeklerin gereçlerini ve birkaç koyunu kız evine gönderir. Evlenecekler ayrı köylerdeyse, ertesi gün "karşı nişan" an lamına gelen "hon" düzenlenir. Han, güvey evinde yapılır, kız yanı kendilerine armağan getirenlerin her birine mendil, çorap ***ürür. Ayrı bir sinide de kele ya da çörekle birlikte, güvey için giysilik iç çamaşırı, çorap, mendil ve nişan yüzüğü bulunur.

Düğünün iki bayram arasına ya da Muharrem ayına rastlamamasına özen gösterilir. Nişanlılık süresi uzunsa "kız yanı olayı" yapılır. Damat kız tarafınca iyi tanınan bir arkadaşı aracılığıyla, gizlice nişanlısını görmeğe gider. Düğün öncesinde, belli bir günde çeyiz, düzme için iki tarafın önde gelenleri çarşıya iner. Başlıkla birlikle alınacaklar saptanır. Çarşıya inenlere de armağan alınması adettendir. Oğlan evi, kız evinin bütün ihtiyaçlarını evine gönderir. Düğüne her iki taraf kendi konuklarını ayrı ayrı çağırır. Konuklara "allı" denir. İlkin gelin yada güveyin evine alınan konuklara "allı çayı" verilir. Çayda çeyiz görme, kına ve düğün günleri bildirilir. Kimi köylerde "atlı" deyimi yalnız oğlan evinden kız evine giden konuklar için kullanılır. Konuklar köy halkınca paylaşılır. Her evde birkaç atlı misafir edilir.

Kars yöresinde sağdıçlık geleneği yanında birde 'solduç' geleneği vardır. Gelin ve güveyin (damalın) en yakın arkadaşlarından biri sağ öbürü sol koluna girer, düğün süresince yanlarından ayrılmazlar. Düğünden bir gün önce beş dallı ağaç dalları ya da birbirine tutturulmuş çatallardan oluşan "kız şahı" kaldırılır. Kız şahmın çevresi ipe dizilmiş meyvelerle bezenir. Sağdıç evinden kalkan kız şahmın tüm harcama ve sorumluluğu yine ondadır. Meyve kaçırıp sağdıca getirene bahşiş vermek zorunludur. Bunu önlemek için şahın önünde "çubukçu" yürür. Elleri mendille bağlanan güvey, sağdıçla solduçun ortasındadır. Şah gelin evine gelinceye dek yol boyunca "dostun dostluğuna, düşmanın horluğuna, her bir Allah ", bağrışlanyla havaya ateş edilir. Şahın ardından genç kızlar gelirler, sağdıç ve solduç da gelin evine girer.

Gece gelinin evinde kına gecesi düzenlenir. Kına yakılmadan önce gelinin de güveyinde avucuna para konulur. Bu para yoksulluktan uzak kalmak inancıyla yoksul bir çocuk tarafından üç kez sayılarak alınır. Daha sonra odadaki tüm konuklara kına yakılır oyunlar oynanır. Ertesi sabah gelin alma günüdür. Gelin hazırlanırken kapı önünde davul çalınır, oyunlar oynanır. Aşıklar türkü söyleyip, alışma yaparlar. Hu sırada "ağlatma", "ağır ağlatma" ve "yürük hava" çalınır. Öğle saatlerinde gelin ata biner. Bu güvey evine hareket anlamına gelmektedir. Gelin ata binerken Köroğlu, Cezayir, Suvazıopol (Sivastopol) havaları çalınır. Yengelerde gelinin yanındadır. Onlarla birlikte "müjde yastığı"da yola çıkar. Yastığı bundan önce güvey evine ***ürene çeşitli armağanlar verilir. Yol boyunca cirit oynanır.

Akşam ezanından, sonra güvey sağdıcının evinden de "oğlan şahı" kalkar. Bu da güvey evine gelir. Gece koyun kesilir, buna "düş garı" denir. Yemekten sonra konuklar hediye olarak para verirler, bu paralar kız yengesinindir. Konuklar dağılınca sağdıçlar gelin ve güveyi gerdek odasını ***ürür. Şah meyvesinin gerdek öncesinde yenmesi uğur sayılır.
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:33 AM   #27 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Geleneksel Şenlikler

Çok eski zamanlardan beri kutlanılan Nevruz yanında, hıdrellez, koyun yüzü, seyran gibi şenlikler yöre yaşantısında önemli bir yer tutar.

Nevruz

Hem Hz. Ali'nin Halifeliği, hem de bahar bayramı olarak kullanılan nevruzun hazırlıkları bir halta öncesinden başlar. Evlerde genel temizlik yapılır. Giysiler alınır ve hediye gönderilirin kutlanması anlamında taşımaktadır. Kutlama Çarşamba akşamı ateş yakma töreni ile başlar. Toprak damlar üzerinde gecenin geç saatlerine değin bu ateş ile Hz. Ali'nin halk ile savaşa çıkmayı duyurması canlandırılır. Ertesi gün (Perşembe) ölü bayramıdır. Evlerde helvalar yapılır, yemişler alınırın. Mezarlığa gidilip, mevlit ve Kuran okunarak dualar edilir. Sonra da herkes yanında getirdiği helva ve yemişleri çocuklara, öksüzlere, yoksullara dağılır. Artanlar ise mezarlar üzerine serpilir, nevruzdan önceki geceye yörede "ihya gözleme" denir. Bu Hz. Ali'nin oğlu Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilişinin taziyesi anlamındadır. Köy ya da mahalle halkı bir evde toplanır. Sabaha kadar dualar edilir, ağıtlar söylenir. Akşam ve sahurda ilk kez yemek yenir ve gün ağarırken dağılınır.

Gündüz yeniden bir araya gelinerek nevruz kutlanılır. Bu günde hindi kızartmak gelenekselleşmiştir. Herkes birbirine mendil, çorap, iç çamaşırı, yemiş gibi armağanlar verir. Nevruz nişanlıların da görüşme günüdür.

Hıdrellez

Baharı karşılama anlamındaki hıdrellez şenlikleri Ocak sonu ile Şubat başlarında yapılır. Hazırlıkları harman kaldırılırken sonbaharda başlar. İler ev son harmandan bir kısım buğdayını hıdrellez için eler ve saklar. İlk kar yağınca da "bakalım mübarek hıdrellez nasıl gelecek" sözleri ortalığa yayılmaya başlar. Zemherinin (Ocak) 27'sinden gücükün (Şubat) 3'üne değin iki Cuma arası hıdrellez olarak kullanılır.

"Bu cumada atlandı, öbür cumaya inecek" diyerek hıdrellezin gelmesi beklenir. Hıdrellez için saklanan buğday sac üzerinde kavrulur. Biraz kavurga yapılır, birazda hafif kızartıldıktan sonra sacdan alınıp "kir kire (el değirmeni ile) çekilir kavurga yapılır." Bakır bir tasa alınan kağut, boş bir leğen, su dolu ibrik, kullanılmamış havlu, ayna, tarak, küçük bir masrafa ve bir kaşık ile birlikte boş bir odaya bıraklır. Böylece hıdrellezin odaya gelip, leğende abdest alınacağına, tastaki kağuta elini basıp içine su dökürek karıştıracağına ve eve bereket getireceğine inanılır. Halta boyunca odalarda toplanılarak kavurga kağut yenir. Hıdrelleze ilişkin öyküler anlatılır. Kavrulan hıdırellez buğdaylarından birkaç avuç bir torbada bahara saklanır. Ekilecek tohuma katıldığında ekilecek ürünün bereketli olacağına inanılır.

Koyunun Yüzü : Yaz başında koç katımından 100 gün sonra kutlanır. Sıkıntılı kış günlerinin geride kalışı, sürünün o yılki durumunun belirginleşmesi koyunun yüzü şenliklerinde kullanır. Koç katımından sonra herkes 100 gün sayar. Çobanlar toplanarak eğlence düzenler. Aralarından ikisi kadın kılığına girerek köye iner. Çeşitli sazlar eşliğinde türküler söylenir, oyunlar oynanır. Bu sırada kadın kılığına giren çobanlar evin oğluna, eş yada hanımının kulağına geldiklerini söyleyerek kilere dalarlar. Sandıkları açmaya çalışır, kimi zamanda evin erkeğine cilve naz yaparak sezdirmeden ellerinde sakladıkları iğneleri batırırlar. Bu taşkınlıkları önlemek için erkekler para ve sigara, kadınlarda yağ, bulgur, çorap gibi armağanlar vererek çobanları ağırlamaya çalışır. Yüzüncü gün içinde hangi koyunun kısır, hangisinin gebe olduğu anlaşıldığından sürü sahipleri düzenlenen törenlerde çobanlan ödüllendirirler.

Seyran Şenliği

Yaz ortasında yapılan şenlik bir tür hasat öncesi eğlence sidir. Yaylaya çıkıldıktan 1,5-2 ay sonra yöre köyleri birbirine haber vererek belirlenen düzlük-suluk bir alanda toplanılır. Her köy kendi sazlarıyla yaylasından seyran yerine iner. Erkekler bir yanda olmak üzere , geniş halkalar oluşturulur. Bir davul-zurna ekibi kadınların, bir ekip de erkeklerin arasında çalarak halaylar tutulur, tek oyunlar oynanır. Bu şenliklerin en büyük eğlencesi köyler arası karşılaşma niteliğindeki güreşlerdir. Eleme yöntemi ile birinci olana çeşitli armağanlar verilir. İkindi zamanı her köy davul-zurnasıyla kendi yaylasına döner .Yemekten sonra ateş yakılır, eğlence burada sürdürülür. Sabah yeniden seyran yerine inilir, şenlik bir hafta sürer.

Kotan Sürme ve Modgamlık Geleneği

Kars köylerinde Temmuz ayının karşılığı "kotan ayı"dır Kotan ayı yazın en hareketli dönemi ve yöre yaşamının mihenk tası gibidir. Çocukların doğumu kotanla anımsanır: "bıldır kolanda doğduydu ya" ya da askere gidiş: "kotan gelecek ki bir yıl ola". Rus köylülerinin yöreye getirdiği kotan, toprağın derinliğine işlenmesi ve o döneme göre toprak sürmede kolaylık sağlayışı ile kısa zamanda benimsenip, yaygınlaşmıştır. Bir kotan koşumu 8-10 çift öküz, ve bir o kadar insan gerektirir. Herkes "ağır reçber" (zengin) değil ki ha deyince kotan koşsun. Bu durumda birkaç kişi bir araya gelir, öküzüyle, adamıyla "modgam ollur" yani kotan ortaklığı kurar. "Gündönümü" (22 Haziran) ile başlayan Modgamlık "ot biçimine" (Ağustosa ) dek sürer.

Modagamlıkta anlaşma "gün hesabı" üstüne kurulur. Kolan (araç) kiminse ilk hak onundur. Genellikle dört gün kotana (sahibine) ayrılır. Sonra kolanı sürenin "majgal"m sırası gelir. Majgal adı, kotanın tutulacak yerinden, yani "mac"dan kaynaklanmaktadır ki; majgalın hakkı da üç gündür. Öküz sahiplerinin payı ise iki gün¬dür. Öküzlerin gözetimi, bakımıyla ilgilenen "öküzcü"Jerden gece öküzcülerine de iki gün kotan sürülür. En düşük pay birer günle boyundurukta oturan ve öküzleri süren 8-10 yaşlarındaki çocuklarındır. Bu çocuklara da "hodekh" denilir.

Şafakla koşulan kotan, günbatımında çözülür. Kimin tarlası sürülmüş ise, kotanda çalışanların yemeğini o verir. "Kuşluk yemeği" gün doğunca tarlaya getirilir. Sabahlan genellikle yağlılardan oluşan ağır yemekler verilir. Yarma ve un lapasına yağ ile süt katılarak yapılan "haşıl" değişmez yemeklerdendir. Bişi, yağlı yufka, erişte pilavı, kuymak ve helva da kuşluk yemekleri arasındadır. Öğleye elemek ve yoğurt verilir. Çalkarama (ayran) içine ekmek doğranarak "umaç"yapılır. Akşam yemeklerinde ayran aşı, kesme aşı, boz aş, herie gibi çorba türleri bulunur.

Cuma dinlenme günü olup kotan koşulmaz. Perşembe gün batımında kolan açıldıktan sonra herkes evine döner. Yörede yaygın inanışlardan biri kotan ile ilgilidir; "malın (hayvanların) gönlünde 10 adet düğüm varmış, Perşembe akşamı, 'yarın dinlenme günüdür' diye bunun dokuzunu açar, birisini saklarmış ve şöyle dermiş: 'ne olur ne olmaz insan oğlu mukhenettir (kadir bilmez) bakarsın Cuma günü de koştu.

Kotan sürerken uyku gelmesini, uyuşukluğu önlemek, ritim sağlamak için koro halinde söylenen türkülere "horavel" denir. Öküzlerin de horavel ritmine uyduğu söylenir. Genellikle majgalın "heey hey hey" çekmesiyle horavel başlar: "sürün gidelim başa/ kotan değmesin daşa/ ho de hodakh!" bunu bir ağızda çekilen "hoooo!...hoo!--.hoo!..." sesleri izler. Kotanlama denen atışmalarsa işin en eğlenceli yanını oluşturur. Kotan guruplarından biri iş başı yapmış, diğerleri daha kalkmamışsa "kızıl tuman ağ baldır/ hodakh yatmış gel kaldır" diye söz atılır. Onlar koşuma hazırlanırken de yeni bir horavel çekilir: "gökle yıldız sayılmaz/çiğ yumurta soyulmaz/biz bir baş gidip geldik/onlar yatmış ayılmaz". Kotan koşulduktan sonra karşı horavel söyleyecek grup, önce öbür kotandakilerden birine seslenir: "Memmeeet, Memmet / sabahın dar sesine / bacın keklik ben avçı/düşmüşüm ensesine". "Karşı grup bunu hemen yanıtlar: Duvarçığı yağladım / baş böğrüme bağladım/ gettim sizin kapıya yar yar diye ağladım". Bu atışmalar aralıklarla akşama değin sürer.

Kotan koşunu açma da töresel özellikler gösterir. Tarlalar sürülüp, bitirilince kotanlar açılır, o gece tarlada yatılır. Sabah hodaklar çevreye yayılır, çiçek toplar. Kotandaki koşun sırasına göre öküzler arabaya koşulur, baştan sırla çiçeklerle bezenir. Önceki öküzlerin boyunduruğuna da bayrak asılır. Kotan, yatak, yorgan arabaya yüklenir. Kotan da olduğu gibi arabayı da majgal sürer. Hodaklar boyunduruğa oturur. Türküler horavellerle köye girilir. Doğruca kolan sahibinin evine gidilir, topluca yemek yiyilir ."Hergi kurtardık, Allah sağlıkla ekmemizi nasip elsin" denilip helalleştikten sonra dağılır.


Kars'ta Halk Takvimi


Ocak: Karakış-Zemheri
Şubat: Güçük(Kısa ay)
Mart: Döldökümü (Kuzuların Doğumu)
Nisan: Yağmur Ayı
Mayıs: Çiçi yayı
Haziran: Yayla Ayı
Temmuz: Kotan Ayı
Ağustos: Ot Biçimi
Eylül: Böğürme (Rüzgarın Böğürmesi)
Ekim: Harmanay-Sarabayı
Kasım: Koçayı (Koç Katımı)
Aralık: Nahır ayı (Sığır sürüsünün otlaktan dönmesi)
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:35 AM   #28 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Geleneksel Şenlikler

Çok eski zamanlardan beri kutlanılan Nevruz yanında, hıdrellez, koyun yüzü, seyran gibi şenlikler yöre yaşantısında önemli bir yer tutar.

Nevruz

Hem Hz. Ali'nin Halifeliği, hem de bahar bayramı olarak kullanılan nevruzun hazırlıkları bir halta öncesinden başlar. Evlerde genel temizlik yapılır. Giysiler alınır ve hediye gönderilirin kutlanması anlamında taşımaktadır. Kutlama Çarşamba akşamı ateş yakma töreni ile başlar. Toprak damlar üzerinde gecenin geç saatlerine değin bu ateş ile Hz. Ali'nin halk ile savaşa çıkmayı duyurması canlandırılır. Ertesi gün (Perşembe) ölü bayramıdır. Evlerde helvalar yapılır, yemişler alınırın. Mezarlığa gidilip, mevlit ve Kuran okunarak dualar edilir. Sonra da herkes yanında getirdiği helva ve yemişleri çocuklara, öksüzlere, yoksullara dağılır. Artanlar ise mezarlar üzerine serpilir, nevruzdan önceki geceye yörede "ihya gözleme" denir. Bu Hz. Ali'nin oğlu Hüseyin'in Kerbela'da şehit edilişinin taziyesi anlamındadır. Köy ya da mahalle halkı bir evde toplanır. Sabaha kadar dualar edilir, ağıtlar söylenir. Akşam ve sahurda ilk kez yemek yenir ve gün ağarırken dağılınır.

Gündüz yeniden bir araya gelinerek nevruz kutlanılır. Bu günde hindi kızartmak gelenekselleşmiştir. Herkes birbirine mendil, çorap, iç çamaşırı, yemiş gibi armağanlar verir. Nevruz nişanlıların da görüşme günüdür.

Hıdrellez

Baharı karşılama anlamındaki hıdrellez şenlikleri Ocak sonu ile Şubat başlarında yapılır. Hazırlıkları harman kaldırılırken sonbaharda başlar. İler ev son harmandan bir kısım buğdayını hıdrellez için eler ve saklar. İlk kar yağınca da "bakalım mübarek hıdrellez nasıl gelecek" sözleri ortalığa yayılmaya başlar. Zemherinin (Ocak) 27'sinden gücükün (Şubat) 3'üne değin iki Cuma arası hıdrellez olarak kullanılır.

"Bu cumada atlandı, öbür cumaya inecek" diyerek hıdrellezin gelmesi beklenir. Hıdrellez için saklanan buğday sac üzerinde kavrulur. Biraz kavurga yapılır, birazda hafif kızartıldıktan sonra sacdan alınıp "kir kire (el değirmeni ile) çekilir kavurga yapılır." Bakır bir tasa alınan kağut, boş bir leğen, su dolu ibrik, kullanılmamış havlu, ayna, tarak, küçük bir masrafa ve bir kaşık ile birlikte boş bir odaya bıraklır. Böylece hıdrellezin odaya gelip, leğende abdest alınacağına, tastaki kağuta elini basıp içine su dökürek karıştıracağına ve eve bereket getireceğine inanılır. Halta boyunca odalarda toplanılarak kavurga kağut yenir. Hıdrelleze ilişkin öyküler anlatılır. Kavrulan hıdırellez buğdaylarından birkaç avuç bir torbada bahara saklanır. Ekilecek tohuma katıldığında ekilecek ürünün bereketli olacağına inanılır.

Koyunun Yüzü : Yaz başında koç katımından 100 gün sonra kutlanır. Sıkıntılı kış günlerinin geride kalışı, sürünün o yılki durumunun belirginleşmesi koyunun yüzü şenliklerinde kullanır. Koç katımından sonra herkes 100 gün sayar. Çobanlar toplanarak eğlence düzenler. Aralarından ikisi kadın kılığına girerek köye iner. Çeşitli sazlar eşliğinde türküler söylenir, oyunlar oynanır. Bu sırada kadın kılığına giren çobanlar evin oğluna, eş yada hanımının kulağına geldiklerini söyleyerek kilere dalarlar. Sandıkları açmaya çalışır, kimi zamanda evin erkeğine cilve naz yaparak sezdirmeden ellerinde sakladıkları iğneleri batırırlar. Bu taşkınlıkları önlemek için erkekler para ve sigara, kadınlarda yağ, bulgur, çorap gibi armağanlar vererek çobanları ağırlamaya çalışır. Yüzüncü gün içinde hangi koyunun kısır, hangisinin gebe olduğu anlaşıldığından sürü sahipleri düzenlenen törenlerde çobanlan ödüllendirirler.

Seyran Şenliği

Yaz ortasında yapılan şenlik bir tür hasat öncesi eğlence sidir. Yaylaya çıkıldıktan 1,5-2 ay sonra yöre köyleri birbirine haber vererek belirlenen düzlük-suluk bir alanda toplanılır. Her köy kendi sazlarıyla yaylasından seyran yerine iner. Erkekler bir yanda olmak üzere , geniş halkalar oluşturulur. Bir davul-zurna ekibi kadınların, bir ekip de erkeklerin arasında çalarak halaylar tutulur, tek oyunlar oynanır. Bu şenliklerin en büyük eğlencesi köyler arası karşılaşma niteliğindeki güreşlerdir. Eleme yöntemi ile birinci olana çeşitli armağanlar verilir. İkindi zamanı her köy davul-zurnasıyla kendi yaylasına döner .Yemekten sonra ateş yakılır, eğlence burada sürdürülür. Sabah yeniden seyran yerine inilir, şenlik bir hafta sürer.

Kotan Sürme ve Modgamlık Geleneği

Kars köylerinde Temmuz ayının karşılığı "kotan ayı"dır Kotan ayı yazın en hareketli dönemi ve yöre yaşamının mihenk tası gibidir. Çocukların doğumu kotanla anımsanır: "bıldır kolanda doğduydu ya" ya da askere gidiş: "kotan gelecek ki bir yıl ola". Rus köylülerinin yöreye getirdiği kotan, toprağın derinliğine işlenmesi ve o döneme göre toprak sürmede kolaylık sağlayışı ile kısa zamanda benimsenip, yaygınlaşmıştır. Bir kotan koşumu 8-10 çift öküz, ve bir o kadar insan gerektirir. Herkes "ağır reçber" (zengin) değil ki ha deyince kotan koşsun. Bu durumda birkaç kişi bir araya gelir, öküzüyle, adamıyla "modgam ollur" yani kotan ortaklığı kurar. "Gündönümü" (22 Haziran) ile başlayan Modgamlık "ot biçimine" (Ağustosa ) dek sürer.

Modagamlıkta anlaşma "gün hesabı" üstüne kurulur. Kolan (araç) kiminse ilk hak onundur. Genellikle dört gün kotana (sahibine) ayrılır. Sonra kolanı sürenin "majgal"m sırası gelir. Majgal adı, kotanın tutulacak yerinden, yani "mac"dan kaynaklanmaktadır ki; majgalın hakkı da üç gündür. Öküz sahiplerinin payı ise iki gün¬dür. Öküzlerin gözetimi, bakımıyla ilgilenen "öküzcü"Jerden gece öküzcülerine de iki gün kotan sürülür. En düşük pay birer günle boyundurukta oturan ve öküzleri süren 8-10 yaşlarındaki çocuklarındır. Bu çocuklara da "hodekh" denilir.

Şafakla koşulan kotan, günbatımında çözülür. Kimin tarlası sürülmüş ise, kotanda çalışanların yemeğini o verir. "Kuşluk yemeği" gün doğunca tarlaya getirilir. Sabahlan genellikle yağlılardan oluşan ağır yemekler verilir. Yarma ve un lapasına yağ ile süt katılarak yapılan "haşıl" değişmez yemeklerdendir. Bişi, yağlı yufka, erişte pilavı, kuymak ve helva da kuşluk yemekleri arasındadır. Öğleye elemek ve yoğurt verilir. Çalkarama (ayran) içine ekmek doğranarak "umaç"yapılır. Akşam yemeklerinde ayran aşı, kesme aşı, boz aş, herie gibi çorba türleri bulunur.

Cuma dinlenme günü olup kotan koşulmaz. Perşembe gün batımında kolan açıldıktan sonra herkes evine döner. Yörede yaygın inanışlardan biri kotan ile ilgilidir; "malın (hayvanların) gönlünde 10 adet düğüm varmış, Perşembe akşamı, 'yarın dinlenme günüdür' diye bunun dokuzunu açar, birisini saklarmış ve şöyle dermiş: 'ne olur ne olmaz insan oğlu mukhenettir (kadir bilmez) bakarsın Cuma günü de koştu.

Kotan sürerken uyku gelmesini, uyuşukluğu önlemek, ritim sağlamak için koro halinde söylenen türkülere "horavel" denir. Öküzlerin de horavel ritmine uyduğu söylenir. Genellikle majgalın "heey hey hey" çekmesiyle horavel başlar: "sürün gidelim başa/ kotan değmesin daşa/ ho de hodakh!" bunu bir ağızda çekilen "hoooo!...hoo!--.hoo!..." sesleri izler. Kotanlama denen atışmalarsa işin en eğlenceli yanını oluşturur. Kotan guruplarından biri iş başı yapmış, diğerleri daha kalkmamışsa "kızıl tuman ağ baldır/ hodakh yatmış gel kaldır" diye söz atılır. Onlar koşuma hazırlanırken de yeni bir horavel çekilir: "gökle yıldız sayılmaz/çiğ yumurta soyulmaz/biz bir baş gidip geldik/onlar yatmış ayılmaz". Kotan koşulduktan sonra karşı horavel söyleyecek grup, önce öbür kotandakilerden birine seslenir: "Memmeeet, Memmet / sabahın dar sesine / bacın keklik ben avçı/düşmüşüm ensesine". "Karşı grup bunu hemen yanıtlar: Duvarçığı yağladım / baş böğrüme bağladım/ gettim sizin kapıya yar yar diye ağladım". Bu atışmalar aralıklarla akşama değin sürer.

Kotan koşunu açma da töresel özellikler gösterir. Tarlalar sürülüp, bitirilince kotanlar açılır, o gece tarlada yatılır. Sabah hodaklar çevreye yayılır, çiçek toplar. Kotandaki koşun sırasına göre öküzler arabaya koşulur, baştan sırla çiçeklerle bezenir. Önceki öküzlerin boyunduruğuna da bayrak asılır. Kotan, yatak, yorgan arabaya yüklenir. Kotan da olduğu gibi arabayı da majgal sürer. Hodaklar boyunduruğa oturur. Türküler horavellerle köye girilir. Doğruca kolan sahibinin evine gidilir, topluca yemek yiyilir ."Hergi kurtardık, Allah sağlıkla ekmemizi nasip elsin" denilip helalleştikten sonra dağılır.


Kars'ta Halk Takvimi


Ocak: Karakış-Zemheri
Şubat: Güçük(Kısa ay)
Mart: Döldökümü (Kuzuların Doğumu)
Nisan: Yağmur Ayı
Mayıs: Çiçi yayı
Haziran: Yayla Ayı
Temmuz: Kotan Ayı
Ağustos: Ot Biçimi
Eylül: Böğürme (Rüzgarın Böğürmesi)
Ekim: Harmanay-Sarabayı
Kasım: Koçayı (Koç Katımı)
Aralık: Nahır ayı (Sığır sürüsünün otlaktan dönmesi)
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:38 AM   #29 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
Kütahya Gelenek ve Görenekleri

Doğum Gelenekleri

Doğumun ailede yarattığı sevincin eşe dosta duyurulması ve paylaşılması çevresine oturan köklü bir gelenektir. Etrafına kümelendirilen seremoni ve törensel geçişler adete protokol gibi esnetilmeden uygulanır. Günlerce süren bir kutlamalar silsilesi içinde sürdürülür. Bebek ve anne için doğumdan iki üç hafta sonra evin misafir ağırlanan odasının baş köşesine normal boyundan daha yüksek bir yatak süslenir. Bu yatak ailenin bebeği için yapılır. Yatağın süsleme malzemeleri ailenin ve yakınlarının çeyizlerinden bir araya getirilen, birbiriyle uyumlu, sim sarma, renkli nakış ve tel kırma tekniklerinde işlenen baş tülbentleri, çevre, uçkur, peşkir, bohçalar, bürümcük çarşaflarıdır. Yatağın dört bir yanına çıta konur. Çıtaların çevresi bürümcük çarşaflar veya benzeri kumaşlarla boğum boğum süslenir. Yatağın arka ve baş yan duvarları ağır işlemeli şalvar kumaşları ile kaplanır. Bu kumaş üzerine ortalanarak sim sırma işli bir bohça hafif eğimler verilerek zemine iğneleyerek şekillendirilir. Bu şekillendirme malzemenin çokluğuna, yapan kişinin becerisine bağlıdır. Genellikle uçları açık S, göbek, kelebek, takke şekilleri ile kompozisyonlar meydana getirilir. Bunlar duyulan sevincin sembolü sayılır. Yatağı ön st ve yan üst kısımları bir baş tülbendinin işli yerleri görünecek şekilde kapatılır. Veya renkli ipek krepler, iğne oyalı danelerin çapraz bükülmesi ile baklava biçimli kafes oluşturulur. Kafeslerin ortasına külte inci ve altın tuğralar asılır. Yatağın bir köşesine gelin tacından- bulunan tac krebinin içine sarımsak, çörekotu ve tuz konularak sıçan denilen nazarlık yapılır ve asılır. Gelin misafirleri ipekli bir kıyafetle karşılar. Misafirlere kahve , çay pasta börek yanında özel yapılmış baharatlı tarçınlı karanfilli sıcak loğusa şerbeti ikram edilir. Doğu yatağı 40 gün ziyaret edilir.

Sünnet Geleneği

Anadoluda çocukla ilgili geleneksel işlemlerden en önemlilerinden biriside sünnet geleneğidir. Çocuklar çoğunlukla okul çağına yakın veya ilkokul yıllarında ergenlik çağına girmeden sünnet edilmektedirler. Sünnet tekli yaşlarda ve tören ise okulların kapanmasından sonra yaz mevsiminde yapılır. Sünnet giysisi tören hazırlıklarının en önemli bölümünü oluşturmaktadır. "Maşallah" işlemeli sünnet elbisesi alınır ve giydirilir. Sünnet evinin misafir ağırlanan odasının baş köşesine normal boyundan daha yüksek bir yatak hazırlanır. Sünnet yatağı da doğum yatağının aynı malzemelerle ve aynı şekilde yapılır. Tek farkı sünnet çocuğunun ilgisini çekecek renkli ve ışıklı süslerin ağırlıklı ilaveleridir.
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Eski 05-17-2006, 10:42 AM   #30 (permalink)
Administrator
 
**zerd@** - ait Avatar
 
Üyelik Tarihi: Dec 2002
Nerden: izmir
Mesajlar: 27.796
Tecrübe Puanı: 79 **zerd@** isimli üye tecrübe puanını kapatmıştır.
**zerd@** - ICQ üzerinden Mesaj gönder
DÜĞÜN HAZIRLIKLARI - YÜK :
Görümlük ve mübarekiden sonra oğlan anası kız evine giderek ne istediklerini sorarlar. Kız evi için hazırlanan elbise takımları ve dürüler şerbette kız evinin verdiği ağır baş tülbendine sarılarak bohçalar içinde kız evine gönderilir. Yükün arkasından oğlan anası ve çağrılı akrabalar kız evine giderle. Yemekler yenir, çalgılar çalınır, oynanır. Kız evinin hazırladığı çehiz açılır, bakılır. Oğlan evinin yük ve çehizi serilir.Yük bir hafta açık kalır. Yük geldikten 15- 22 gün sonra düğün başlar.

ÇEHİZ ALTI :
Sergi indikten sonra okuyucu kadınlar her iki tarafın akraba ve yakınlarına "Salı çehiz altı, Çarşamba kına, Perşembe düğüne buyurun" derler. Oğlan evinin okuyucusu, kız evine giderek, "Salı çehiz altı,, Çarşamba yengelik, Perşembe akşamı güveyi salmaya buyurun" der. Bunlar olurken de tüm mahalleli imece biçiminde kız evinde çeyiz altı yemeklerini hazırlarlar. Her iki tarafta ayrı birer davet verirler. Yemek zamanı önce oğlan evi davetlileri yemeğe buyur edilir. Sonra kız evi davetlileri sofraya otururlar. Yemekten sonra eğlence yapılır.

GELİN - DÖNME HAMAM GELENEĞİ :
Şehirdeki bir hamam oğlan evince kiralanır. Düğüne çağrılan kız ve erkek tarafının akrabaları o gün hamamda yıkanırlar. Yıkanmadan sonra çalgılar eşliğinde önge gelin arkada yengeler olmak üzere hamamın şadırvanının etrafında dönerler. Oğlan anası ve yakınları kızın başının üzerinden para ve şeker saçarlar

AHENK :
Salı gece yarısından sonra kadınlar ahenge otururlar. Sabaha kadar çalınır oynanır. Gelin kız birkaç arkadaşı ile bir kenarda dinlenirler.

KINA GECESİ :
Ahenkten sonra kalıp gitmeyen kadınlar kına gecesine hazırlanırlar.Oğlan evi davetlileri de oğlan evinde toplanıp, gelirler. Maniler söylenir.Kız yengeleri gelin kıza abdest aldırır ve giydirirler. Kızın başına kırmızı duvağı, tek kocalı, analı babalı ve erkek çocuğu olan yenge takar. Önde çalgıcılar, arkada iki kız yengesinin arasında gelin kız ve ardından kına taşıyan okuyucu olmak üzere odaya girerler. Odada türküler söylenir. Kız kıbleye doğru oturtulur ve kız tarafı gelinin sol el ve sağ ayağına kınasını, oğlan tarafı sağ el ve sol ayak kınasını yakarlar. Kına sarılmadan önce kızın ayak kınalarından alınan parçalar bekar kızların saçlarına "bahtları açık olsun" inancıyla sürülmektedir.Kınadan sonra önce oğlan tarafı sonra kız tarafı pilav ve zerdeden oluşan kına yemeğini yerler ve giderler. Gece kızın elleri ve ayakları kına ile süslenir.

KIZ DÜĞÜNÜ :
Perşembe sabahı kız evinde kız evinin davetlileri toplanırlar. Kıza abdest aldırıp, namaz kıldırırlar. Gelin kıza tefebaşı giydirilir. Kızın başı yapıldıktan sonra yüzü yazılır sonra al duvak örtülür. Paça günü oğlan evinde kesilecek olan saçları 30 -40 örgü halinde örülür.

KUŞAK KUŞATMA :
Kızın saçı yapılıp yüzü yazıldıktan sonra kız düğününün önemli parçası olan "Kuşak Kuşatma" geleneği uygulanır. Yengelerin oyun ve eğlenceleri sürerken kızın amca ve dayıları gelir. Gelin el öper. Babası veya erkeklerin en büyüğü kemeri gelin beline üç kez dolar çözer ve diğerlerine verir. Herkes bu işlemi tamamladıktan sonra ilk olarak kuşağı kuşatan kuşağı bağlar ve dua eder.

ERKEK DÜĞÜNÜ- YENGELİK :
Kız evi kız düğünü yaparken erkek tarafında kendi arasında eğlenir. Buna yengelik denir. Damat akşama hazırlanır.

GELİN ALMA :
Oğlan evinin yakınları kız evine giderler. Kız tarafının erkekeleri bu alayı karşılar ve iki taraflı sıralanırlar. Bu arada oğlan anası, yengeler, görümceler arabalarla kız evine gelirler. Kız tarafı karşılar ve lokum ve şerbet sunulur. Gelin kız getirilerek kaynanasının önüne oturtulur. Kız yengeleri dualar ederek çıkarlar. Erkekler gelinin odasına girerler ve kaynana saçı saçar. Oğlan babası kızı kolundan tutup kaldırır ve arabaya binen oğlan yengelerinin yanına oturtur. Çeyiz arabaya yüklenir.Kız evinden ayrılınır Gelin arabadan oğlan yengeleri indirir. Gelin eve girerken hazırlanmış bal ve kaymaktan birer parmak kapının üst ve alt eşiğine sürer. Eve alınır. Kaynana "hoş geldin kızım" der . Yengelerin öncülüğünde erkeke tarafından kadınlar oynar. Geline bakmaya gelinir. Güvey salmaya kalacaklar dışında düğün evinde kimse kalmaz.

NİKAH :
Kızın vekaleti alınarak camide veya evde dini nikah kıyılır.

GÜVEY SALMA :
Kız evinden iki yenge birkaç genç kadın tepsilerle baklava ve damat için hazırlanmış çamaşırları getirirler. Yengeler kalır, diğerleri gider. Güvey salma töreni ikindi üzeri başlar. Damat ve sağdıçları eğlenirler, yemek yerler.Yatsı namazından sonra erkekler dışarıdan gelerek evin kapısında sıralanır. İmam ve yaşlı kişiler sıranın başında durur. Dua ve ilahiler okunur. Damat el öperek içeri girmeye hazırlanırken arkadaşları şakalar yaparlar. Gerdek sonrası damat sağdıçları hama gider. Gelini yengeler evde yıkar.

PAÇA :
Kuşlukta iki üç sofralık misafir toplar ve yemek verir. Akşam "gelin almaya "giden yakınlar gelir, yemek yenir. Gelenler geline hediye takar. Paça denilen toplantıda gelin el öper ve hizmet eder.

KIZ ARDISIRA :
Oğlan ve kız evlerinin düğünden sonra birbirlerini ziyaretlerine verilenyemektir. Önce kız sonra erkek evi birbirini yemeğe alır.
MÜBAREKE : Düğünden sonra kırk gün boyunca akrabalar yeni geline kutlama ziyaretleri yapar buna mübareke denir. Kırk gün boyunca gelin kutlamaya gelenlerin hizmetini görürken her ikramda elbise değiştirir.
__________________





**zerd@** is offline   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konu Seçenekleri
Modları Göster

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bütün Zaman Ayarları WEZ olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:38 PM .


Telif Hakları vBulletin v3.6.8 © 2000-2008, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Aşk Şiirleri | Güzel Sözler | Lazer Epilasyon | Gazeteler | Yeni yıl mesajları | Aşk Şiirleri | Puzzle | Aşk

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.2.0 © 2008, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66