Reply
 
LinkBack Thread Tools Display Modes
Old 09-14-2012, 05:03 PM   #311 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
XVIII ;

Karnım aç olsa dahi yiyemediğim yemek,tutamadığım el,Beklenilen sevgili,sahur gibisin..Bir imsak vakti sonrasında okunan ezanla şahit olmuştu martılar,faili olmayan aşk gibisin..Buluşmamızla bütün günümü heyecana boğan ilk iftar gecem gibisin..Şu okunan ezanda yanımdasın ya, özlem orucumu açıyorum Allah kabul etsin.





XIX ;

Bir arp tınısı gibiydi gözlerin..Farkın yükselenin ses değil hayranlığın olmasıydı..Fa telleri gibi boyamıştı Tanrı onları yeşile,Nefes almamı da onlar sağlasın diye..Çok gizli bir mahzendi vücudun..Zümrüt,elmas,yakut,safir kaplıydı her yerin..Oysa..Aklımda hep bir adım ötedeki dokunamadığım ellerin..Sensizlikte manevi krizdeyim..

Rüzgarı da kıskanıyorum , saçlarını bir orkestra şefi gibi ahenkle yönetirken..Bense locadan bilet almış bir izleyici gibi seyredebiliyorum iç geçirerek sadece..Ey rüzgar o saçın tek teline sahip olmak için yeni dönem kayıtları ne zaman başlayacak sence?





XX ;

Masumiyetin doruklarında olan peri masallarından daha içten diliyorum ben seni..Kapı kapı elimde ayakkabıyla gezecek gücüm yok hani,Lakin tüm yüzün gizlense de gözlerini asla unutamam yani..Hatta ben diğer prensi de anlamıyorum..Rapunzel’in saçını tutup,çekerek tırmanırken..Bense saçlarının tek telini 2 parmağın arasına sıkıştırmaya kıyamazken..O adamları saf aşık diye gösteren masallarla kandırıldın pamuk prensesim..Kötü cadı tarafından değil,baş ucunda kitap okuyan annen tarafından..Annen seni bir erkekle paylaşmamak için anlatırdı masallardaki imkansız prensi bekle diye,Bense seni bu imkansız varlıklardan dahi kıskanırdım,seni paylaşmak imkansız diye..





XXI ;

Yemyeşil bir bataklık keşfetmişim meğersem.Yeni bir kıta gibi büyüktü oysa içimde.Kes kollarımı jiletle sana yazar her parmağı,Uçlarından akan senli cümleleri akıt o bataklığa.O yemyeşil renk kızılca bir cehenneme dönüşsün.

Paslanmış kalbim pastel rengi bir yaprağı nemlendirsin,O an gözlerimizden süzülenlerle.Sensiz bir toz bulutundan sonra zapt edilmeyen bir lav kütlesi olur ya kalbine gürleyen.Pompei'den farkım kalmaz.O içimdeki içimi yakarken ben dışındakileri yakardım.Yada iç savaş dönemindeki Beyrut'u yaşarsın, Aşk'ın tanımına karar verirken...





XXII ;

Yakamozu andırırdı özlemin..Ay ışığı altında dalgın kafamın içinde parlayan..O dans eden siluetine dokunmak isterdim ya bazen,O an kaybolurdu yansıman..Hissettiğim sadece ıslanan parmak uçlarım olurdu..Denizde serap görmek..aşk olsa gerek..Nihayetinde çöldeki kum taneleri kadar çok sevmek.





XXIII ;

Bence aşk ; alışmak demek..Ne bileyim sigara gibi,alkol gibi..Sabah kalktığında ya O'nu ararsın yada sigara paketini..Başını döndürür,azda hoşluk verir..Yada alkol gibi ne tadı güzeldir,Ama müptela bir şarapçıyı da vazgeçiremezsin ki..Bunlardan eksik yaşamak gibidir, O yüzden bazı gidenlerin arkasından yüzümüz parçalı bulutlu olur...





XXIV ;

Son yalanın söyle güzelim.Ne bileyim "seni seviyorum" falan de..

Son yalanın olsun bu cennete tayinin çıkmadan,Eteğinden dökülüp yeryüzünde hayatını yitiren..Savur saçlarını kalmasın tozlu raflardan esen paslı duygularım arasında..Kusursuzluğuna leke sürmesin,nasıl desem?.Sık bir tarakla tara beni,güçsüz saç tellerinle beraber,Kalp kırıntılarım olan bir küreğe dolayım..Hani solgun benizli,köklü bir ağaçtan,dirençsiz kahvemsi bir yaprak düşer ya,Mutsuz lakin umutlu bir adamdan üç damla düşer boyamak için gözlerinle baharı.



XXV ;

Gökten ilham yağsa herkes sular,seller gbi aşk dolu satırlar yazsa..Kafiye havuzlarında yüzse,duygularını mutluluk limanına demirlese,Dert vadisini sel bassa herkes huzur platosuna taşınsada..Tenezzûl etmem gökten yağana..

Bir parça yüzünü göreyim yeter hepsini aşkla boğmama..
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 09-14-2012, 05:04 PM   #312 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
XXVI ;

Harap bir tren garının,geçmişimi getireceğini umut ettiğim peronundayım.

Sol cebimden çıkartıyorum kapaklı saatimi.Sağ kapaktı gülümseyen melek minyatürü fotoğrafın ve sol tarafımda birbirinden uzak olan iki kol.Akrep ve Yelkovan.Saatime bakıyorum iki kırk beş.Uzak olan iki ucu,yarenin açılan koluna benzetecek kadar iyimserleşiyorum.Ve kapı açılıyor.seni gördüğümde gözlerimi ovuşturuyorum.uyanığım.Cennette miyim? Hayır hala karbonlu bir hava soluyorum.Evet onlar..Sonbahardaki ayrılığımızı bana bahar gösteren yeşil gözlerin tanıyabiliyorum.Sıkıldığında benim yerime yaprakları tuttuğun,çimleri yolduğun elinin her kıvrımını tanıyabiliyorum.Kusursuz bir partnerdi saçların rüzgara her hareketini önceden tahmin edebildiğim,Ta ki aşkta son tangomuza kadar anımsıyorum.Tamamda tatlım belini kavrayan protez el kime ait çıkartamadım?





XXVII ;

Her kavgamızdan sonra bekleyiş zamanında iç savaş çıkıyor hislerimin başkentinde.Aklım hayır desede içimde evet sonuçlu çıkıyor gelmenle ilgili tüm referandumlar.İkiye bölünmüş hislerim çatışıyor.Kalp merkezli yönetim takımı, akıl kaynaklı halkımı eziyor.Gururum çoktan sınırlarımın dışına çıkmış, Geri getirmek için gözlerinin hududunda geziyor..





XXVIII ;

Tutku dolu konuş derken ; Kelimelerle dans et yada istemedimki Can Yücel, İndirge mutluluğu ‘Seni Seviyorum’de.Süslü kelimelerle gözümde değil Can'ımda Yücel.





XXIX ;

Kutsal bir kitap gibiydim belki okunması farz olan.Nefes tüketen, el yoran...Aktarımsız bir fagot gibiydim notalara bağlı kalan yada hüzün soslu bir ney taksimi sunan...Her ne olursa olsun ; yokluğunu sadece ben değil tüm insanlık hissetti...Ben bir notayım sol anahtarım olmadan okunmayan.





XXX ;

Yalnızlık çorbama kattığın tuza anlam veremedim be kadın? Payını milletin gözünü sokmak için mi ; Yoksa daha benim olmadan tattırdığın acı kahveye ithafen mi ?



XXXI ;

Arada sesli harf olarak söylendiği halde,Yazılmayan yabancı kelimeler gibiyim hayatında;Ben olmadan aşkını tasvir edemezsin..Ama bende artık hayatına yabancıyım..





XXXII ;

Dilsiz bir şairim oysa ; Büfeden dudaklarımı nemlendirmek için su isteyemezken;Onca kişinin yüreğine kazılar yapıp duyguları sayfalara defnetmekte neyime? Dudaklarım görüyor teninin pürüzsüzlüğünü,dilim kokluyor boynundan kokunu,Kulaklarım hissediyor içinden geçen benli cümleleri,Gözlerim tadıyor seninle gelen bir kadeh mutluluk şarabını.

Aşkın kokusu sarhoş etti sanırım,Tüm duyularım mıyanlış duyuyor?



XXXIII ;

Yapamam sevgilim,nasıl olur bilmiyorum ama seni saf kalbimle sevemem.

Dur lütfen yapma ! İndir o elindeki smith wesson revolveri.Şans bu ya eğer boşluğa denk gelirsem tetiği çektiğinde,Beni değil,yaşadığım sürece tekrar tekrar kendini öldürmüş olacaksın hanımefendi.Sakinleş! Yine eski günlerdeki gibi tebessüm et.Seni saf... kalbimle sevemem çünkü içinde seni sığdırdığım,sakladığım homojen bir kalp var.Şimdi sıra sende kadın.İstersen gel kollarıma,istersen çevir kızağı dene şansını. Bir sana ; bir bana.Unutma!Beni vurursan kalbimdeki sende öleceksin,seri katil adayı sevgilim...





XXXIV ;

Atma zarları!Zarlar onun için şans,senin için keder..

Bırak aşkı,gel mantığını kullan.Satranç oynayalım,oyun sonunda kimsenin boynu bükülmesin..Kalanda gidende aynı kutuda ayrılığı azad eylesin
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 09-14-2012, 05:05 PM   #313 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
XXXV ;

Terkedilmiş bir adamın kaburga kemiğini kırarak tutuşmuştuk şeytanla ladese.Elimde aşk ve tutku vardı...Ondaysa ılık bir Jack Daniels viski ve Lindt intense orange İsveç çikolatası.Viski önerisinde bulundu,'aklımda' dedim ve teşekkür ettim.Aşık oldun mu diye sordum.Orağının rüzgarını boynumda hissettim.Bana hazırladığı masayı gördüm ve reddetmedim.

Gözleri nemlendi aşksızlıktan.Bir tutam aşk verdim kalbine.Aklımda diyemedi.'Lades'.Hafif ayıldı evine yolladım pabucunu ters giydirip..





XXXVI ;

Oysa serin serin uyuyordum cehennemin kilerinde..Dudağıma ateşten bir buse kondurup uyandırana kadar.Cennetten kaçıp gelmen hoşuma gidiyordu başlarda.

Nerden bilebilirdim ki bana adettendir deyip geldiğini..Kapıdakiyle kırıştırdığını..Senin yerin ateşin locasıymış sevgilim,ve şuan cehennem yokluğunda buz kesti,senin memleketinden farkı yok..Sana kör olan gözlerimde artık huri manzaralı…



XXXVII ;

Masaldın sen..Biz bir masaldık..Ama insanlar bizi anlatamadı dilden dile.

Pyotr Andreviç ile Maria Ivanova,Werther ve Lotte gibi.Belki bu yüzden muzdarip olmuştu tavırlarım son senfonimde.Ne kötü diye anlatabilirdi insanlar seni..Cadı hikayelerinde konu olamazdın.Ne de gece adını nakarat ettiren korku olarak anlatabilirlerdi.Karabasan hikayelerine konu olamazdın.Şimdi düşündüm de bir peri masalıydın iyimserlikle kandırılan.

Tıpkı benim gibi kaç çocuğu daha kandıracaksın madam?





XXXVIII ;

Yağmurda ıslanmak ve ''ayrılalım'' kelimesini duymak iki romantik ölüm.

Birinde zatürre olursun,Diğerinde kalp kanseri...Aynı anda yaşattığın için şimdi sana teşekkür mü etmeli?





XXXIX ;

18.yüzyıldan dejavu etkisi..Sanki Goethe Werther'i bugün yayınladı.

Herkesin üzerindeyse mavi ceket sarı pantolon.Bendeyse son buluşmadaki kıyafetim.Sonumuz benzemesin boynumda ip varken,Sandalyeme vurma matmazelim...





XL ;

Ki geçen bahar düşlemiyor muydun O'nu,hatırlıyordum diyordun ''müstakbel eşim''Aşkın sana sadık değil ve hayallerini yıkacak kadar şımarıktır,Nasıl desem artık o sana müstâk beleşin…



XLI ;

Bir nehirde iki kere yıkanmaz diyorsun da üstat...Ben bir küvet dolusu gözyaşı içinde serinlemenin derdindeyim artık..





XLII ;

Kanımın her damlası sana pıhtılaşırken,hak etmiyorum ayrılık giyotinini...

Gideceğim de kalbim aleve verilsin Sivas gibi..Yinede kavrulan tenim dahil,içimdeki kainât sana deli..





XLIII ;

Düşünüyorum öyleyse varım...Düşünüyorum da yinede yoksun be kadın...

XLIV ;

Kör bir testere kadardı her denememiz.Her seferinde daha istekli başlayıp,daha çok tükendiğimiz..Ruhuna demir alan yüreğimde filikalar tahsis ettim kalbime giden bayanlara..Tahsis ettiğim başımın üzerinden mutluluğu göremedin,şimdi dayanmalısın bunlara..





XLV ;

Yadigar bir pikapta dönen çizik kaplama bir plak..Ben diyor,seni diyor,

Dönüp duruyor başa sarıyor..Titrek bir gölgeden bir farkı yok,Düşüncelerini eyleme dökemiyor...



XLVI ;

Etkilemişsin koca bir evreni..Her şair,her müzisyen seni yazmış,

Yada bana öyle geliyor..Ne yazık ki gözlerimi nemlendirmeye yetiyor.Peki ya herkesi sana benzetmem?Tanrı benimle oyun mu oynuyor..?





XLVII ;

Önemli değil bir şehir bayanın beni gözüyle süzmesi.Onun elleri olmadıktan sonra,Neye yarar ''terapist'in elleriyle mutluluğu çizmesi..





XLVIII ;

Sen ki Alsas Loren'din sevgilim, Uğruna iktidarların 9 milyon erkeği heba ettiği,Şimdilerde ise bir 'evet'e iktidar tarafından dağıtılan oldun,Halkın beleş diye nitelediği...



XLIX ;

Yastığını ıslatırken ki yalvarışların,Dileğin gerçekleştirilmişti Tanrı tarafından.Sana mutluluğu göndermişti benimle.Lakin sen muzdarip oldun beğenmedin hediyeni.Unutmuyorum ''Heyecan Bitti'' dedin. Anlamadın ki sen ; Ben ''Noel Baba'nın heyecan verici oyuncağı''değil, ''Allah Baba'nın mutluluk verici hediyesiydim''sana…



L ;

Bugün bayram..Hediye olarak özlemi sundular bana..Ferahlamak için ellerime göz yaşları serpildi.Son olarak ikrâm olan şekerlerde içimdeki acıyı tatlandırmadı malesef..Giderken desemde fayda etmezdi ki ''gitme''..Şimdi ayrılık bir şehir uzaklıkta,aşk vadim 150 kilometre öte.





LI ;

Keşke kalbe girişim bayram gibi olsa,Paso göstermeden kabul etsen.Yada kalbinden veto yediğimdeki hüzün indirimli olsa Öğrenci işi gibi..Yada ellerini düşünmeden uzun zaman alıkoysam,Ekstresini düşünmediğim babamın kredi kartları gibi..Yada neyse sanırım bana her gün bayram gittiğin günden beri...
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 09-14-2012, 05:06 PM   #314 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
LII ;

Bayramın sonu gibisin,kalbimin iyi formdan çıktığı..Yada karnavalın toplanmasından sonraki sahipsiz çocuklar gibiydi ümitlerim..Sahiplenmemiştin duygularımı üveydiler ne yazık ki..Bense acılı bir babayım,yetim oğlum 'Kalbim'le seni beklerdikte,Hiç gelmezdin ki…





LIII ;

Kalbini çerçeveleyen iki kanat ve bembeyazdı ruhun O' adamın olana kadar.

Göz ve çenem arasında pınarlar oluştu.Adına Hippocrene diyenler de çıktı,seni pegasus olarak tanıyanlarda.Eskiden kalbimin üzerinde ilham verirken,Şimdilerde kalbimin altında ölümsüzlere karıştın.Ben ölmeden ölmen dileğiyle..





LIV ;

Morg odasında canlanıp,soğuktan ölmek kadar talihsizdi terk edişlerin.

Tabut içinden sesim duyulmayıp kara toprağa gömülmek.Mezarlık korucuları tabutumdan ses geldiğini duymuşlardı.Evet evet yerimden memnun değildim.

Fena mı olurdu sana sıfır,yüzün manzaralı,İki göz bir minik burun,kalp ısıtmalı…





LV ;

Yükseklere gömdüm seni,Tanrılara kalırsa Olimpos'un eteklerine.

Saçların kadar sarı bir güneş şahit olmuştu aşk temalı vahşete.

Seninle birlikte masmavi denize gömülmüştü.Bir tutam yeşil birikti bu ikiliden ve sonra elimdeki jilete yansıyan bir çift silüet.Keşke orda görmeseydim gözlerini,Ama kim hak ettiği yerdeki?





LVI ;

Güneş turuncusu bir Pontiac fire bird ile turlayarak,Duyuracaktık mutluluğumuzu koca bir şehre.Sıradan olmamak için 67 model bir klasik araçla çıkmıştık. Aşka giden dikenli caddeye.Kim bilebilirdi ki ?

kalbimizin,arabamızdan daha fazla,Yorgun,çürük, yaşlı düştüğünü...





LVII ;

Çift taraflı bir bıçaktan ibaret zaman..Sırat üzerinde paylaşılamayan.Eğer rakibinin çektiği gibi kavramazsan,kolay bir yem olacaksın.İnatlaştığın takdirde de gözlerinin önünde ellerin parçalanacak,Tıpkı o kadının organlarında kaldığı odayı talan etmesi gibi.Paramparça bir yalnızlık sınavı olacak senin payına düşen.Mutluluk mu ? Yalnızlık mı? diye bir soru gelmeyecek.Bu tasvir edemediğim zor bir imtihan,Kopya çekmekte fayda etmiyor şahsi iken sorulan.

LVIII ;

Gündüz ve Gece dahi yılda iki kez eşitken,ben ve sen hiç ekinoks yaşayamadık.Terkedişlerinin ardındandır bu denli soğandan bahanelerim...



LIX ;

Evren ne ateş,ne su,ne de topraktan yaratıldı.İlk insan aşktan doğdu aşktan..O yüzden kalbimiz Sahra kadar sıcak.O yüzden gözlerimiz Nil kadar akışkan,O denli gönlümüz küresel tutku etkisiyle eriyen Grönland kadar kırılgan...





LX ;

Bir kapı eşiğinde sarf ettiğin üç noktalı cümleler..Ve cennetim yeşilliğinden soyutlanırken flu bir yalnızlık yağıyordu odama.Zeus'ta iş başı yapmıştı sanki yıldırımlarından ötürü.Yarı kapalı gözlerimle seçemiyordum terkedilmişliği.Başlangıçta aşkı boşaltan bulutlar,şimdi ise kalbimdeki barakanı aleve veriyordu.Zeus'un kardeşi Hera'yı arzulaması kadar yasaktın bana,bu acı veriyordu.





LXI ;

Tirbuşonun mantarı kavradığı gibi sar kalbimi.

Bardaklarıma doldur dudaklarınla eş renkli bir şarabı.

Mahzeninden sızdır kulaklarda tınısı olmayan aşk tamlamaları..

Köpek öldürenler duygularımın katili olamazken,trajedi tamamlanır mı?...





LXII ;

Aşkın ortak dili İngilizceymiş,İnanın her seferinde Fransız kaldım...





LXIII ;

Amerika'nın demokrasi vaadi gibi girmiştin kalbime,Mutluluk getirme dileğiyle...Bir dünya dolusu,içimde yaşayan küçük çocukları kandırmıştın,

Umarsızca..Artık duyguların idam edilmişti...''Küçük Kalp Kasabasın'da en ışıklı caddelerinde.Yüreğimin rejimini değiştiremezsin,sen yalan söyledikçe...





LXIV ;

Genç bir kızın tüm vücut hatlarıydı,sonbaharda soyunan ağaçlar...Tecavüzün ardından gökyüzünle beraber ağlardı,Yerdeki yapraklar..Kalbimle ilişkiye girip,yalnızlığımı çoğaltan bayanlar,Acaba hala başka bedenlerde mutluluğu aramakta mılar?





LXV ;

Prangalı bir ruhum..Devşirme bir mutlulukla yaşayan..Kaçıp kurtulma düşüncesi yerine sayfaları seninle donatan.Akıl sır ermez ya hani bazen yokluğuna..Giyotinlerle kes cezamı...İzin ver son dileğim yeşillerine dokunmama…





LXVI ;

Kalbimden sonra gökyüzünü de talan ettiğinin manifestosu kalbime düştü.

Monoteizm'ciler senin için; Tanrı'nın bulutların üzerinden düşürdüğü en sevimli oyuncağı derken,Politeizm'ciler ise ; Afrodit'in kaybolan ikizi olduğunu söylüyorlar.Bana kalsa Güneş'sin.Afitap söndü yokluğunda odamda,

yeni bir günde gözlerinle merhaba..
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 09-14-2012, 05:06 PM   #315 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
LXVII ;

Mehtapta sek yalnızlık yudumluyorum..Olsaydı keşke boş tabaklarda, dudaklarından mezelerim,gözlerinin hizasında ayıkken de seni sevme saadetini hecelerim..



LXVIII ;

Başımı döndüren ne şu ucuz şişeler,ne Eylül'ün kasvetli havası...Absentte ki yeşil periyi görme rivayeti,Siluetinle sevişmek tüm gecenin fiyakası...



LXIX ;

Bir gaz odasında tutulan bir mahkumdum oysa.Son dileğim dudaklarını,

Pardon son dal bir dumanı kavramak kadar ironi.Kalbimden sonra alevlendi tüm organlarım Yavaş ve acılı bir ölüme merhaba senfonisi.Acelem yoktu zaten terkedilmişliğin ardından,Teninden uzak vermek için son nefesimi…





LXX ;

Tadilatta tabelası cehennemi yeşile boyamak için miydi?..Yoksa renk körü müyüm kırmızıyı görmüyorum..Ama gözlerinin yeşilini seçemeyecek kadar da kör değilim..





LXXI ;

Aşkla karışık düştün yemyeşil coğrafyama..Görülmemiş bir affettin topraklarımda.Japonya gibisin sevgilim..Bir başka bedende,bir başka toprakta yaşarken,Neden kalbimdeki savaşa dahil olursun? Mutluluk sırtını dönmüş bir okyanusta acıyla inlerken...





LXXII ;

Bileklerimi kessem bugün içimdeki sen kanar mı?..Nasıl olurda kuruyan kalbim yeşil bir seruma kanardı..Dünyamı meşgul ettiğin kısım Kaf Dağı'ndan Fizan'dır..Yaşlı ruhum,genç bir aşka inanıp şimdi O'na kanar mı?





LXXIII ;

Herkes dünyaya düşerken ben yavaş ve sancılı gelmişim.O gün annemin sancılarını,Kalbim neşterinle git gel münasebetine girdiğinde bugün ben tadıyorum.Her bebeğin başına gelebilirdi sarılık..Oysa ben ''yeşillik'' olmuştum.Tedavisi umut olan bir premature bebeğin,Hayata bağlanma çabasından şiddetli bağlanıyorum,yasaklı dünyanın yeşil pencerelerine...





LXXIV ;

İçime bir şey kaçtı..Gözlerimden akan damlalar onun hayratı.Şehri boğan bu sel tam bir felaket.Cennetin yeşil bahçelerine bakamayıp karşında kafamı eğmem,sana tapmam saf bir kalp için kusursuz dalalet...





LXXV ;

Her gece düşünle ruhuna astral seyahat yapsamda, Gökyüzü turizmin gece yolculuğu yapan bir yıldızından seni dilemiyordum.Herkesin ümit bağladığı bir yıldızın kuyruğuna geçip seni bekleyemezdim ki.Sabahları kalkıp bulutların arkasından siesta yapan yıldızlardan seni dileniyordum. Kayıyorlardı senin göremediğin organıma,kalbime..Düşünüyorlardı ''Bize anlattıklarını acaba o diyemiyor mu?'' diye.





LXXVI ;

Çoktan seçmeli bir sınavın sonunda ödüllendirilecekti,Aşk..Oysa bana sunulan,Gümüş bir boş tepsiydi.Kendimi gördüm..Ve birde omzumda yerleşik hayata geçen teninin kokusunu..





LXXVII ;

Ayrı dünyaların insanları falan değiliz.Olsak bile anca bir ülkenin iki ayrı ucu olabilirz.Mesela sen Vladivostok,ben Moskova..Sen o adamın göğsünden kalkıp kahvaltını hazırlarken,Ben bedeninin en batısında sonunu bilsemde İzlediğim film gibi tekrar tekrar düşlerimdeki seni izliyorum..

Henüz sensiz bir güne daha selam vermeden..Kimi zaman şükür türbesi,kimi zaman ağlama duvarı olan yatağımın içinde.





LXXVIII ;

Taş plaktan sızan güftelerle besliyorum ruhumu..Sandıktan çıkan naftalin kokulu bir yalnızlığı hazmediyorum.En çokta sular altında kalmasını istiyorum omuzlarımın,Saçlarının yokluğundan haz etmiyorum..Bir solfej defteriyim dışardan bi hayli sessiz,İçimdeki çok sesli koroya eşlik ediyorum..





LXXIX ;

Paletime bir tutam sensizlik sıkıyorum.Bir duble rakıyla sürüyorum dilimin ucuna acı bir yokluğunu.Çok koyu tonlarda boyamışım ayrılığını..Bileklerimden akanlarla sulandırıyorum.Tüm tablom kırmızıya dönüyor.Bir kula bu denli tapmamın karşılığı mıydı,Aşk geniş bir kazanda kaynıyor





LXXX ;

10'a sahip olmak için bitirmeliyim 10'un içindeki 10'u





LXXXI ;

Yokluğunu terk edeceğim öldüğümde Araf'ta.Sensizlikle sevişmek inan zevk vermiyor her hafta.Manzaramda salınman acıya dayalı bir serapsa.İnan ki sel olur bu çöl,gözlerimden akanla.





LXXXII ;

Şahsıma münhasır bir masal yazdı Tanrı..Çocukları uyutan değil ; Koca bir adamı uykusuzluğa zerk eden bir esere sahibim.Hayatımın anekdotu oldu Sen,Ben ve Sevgilin...





LXXXIII ;

Pascal'ın da dediği gibi; ''Pirene dağlarının öte yanında doğru olan,bu yanında yanlıştır.''Teninin onun bedeniyle dansları,hayatın bu yanında ;

Boş bir odada ağız dolusu yalvarıştır.





LXXXIV ;

Kanayan ruhuma tampon vazifesindeydi arka planda çalan kitaro..Şişeden firar için çabalayan periyi görene denk.Alkolle pansuman yapıyordum sessizliği.''Sensizlik'' makamında hüzünlü bir ney taksimi başlıyordu,

duvarlar anlatıyordu eşsizliğini.



LXXXV ;

Tanrı göz pınarlarını kurutup yeryüzünü sele boğuyordu..Tıpkı terkedilmiş bir faninin kalbindeki sağanak yağışlar gibi.





LXXXVI ;

Aşk; Ortalık yerde satılan acı bir alkoldü.Müptela olup her gece

kusarsın,yada boş bir hayatta ona susar'sın..



LXXXVII ;

Yeşil reçeteli ilaçlar gibisin Carlotta..Doktor izni dahilinde tüketiyorum dudaklarını..Yüksek doz mutluluktan zehirlenmemek adına,Bilmeliyim senin kurallarını..
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 09-14-2012, 05:07 PM   #316 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
LXXXVIII ;

Hüzün soslu fasıllardan sonra,seferberlik hali hakimdi dokularımda..

Üç silahşörler keşfe çıkmıştı bozkırlarla kaplı coğrafyamda.. Alkol,Hayallerin,Gözlerin..Birisi hepsi,hepsi senin için..





LXXXIX ;

Doğayla eş zamanlı ayrılıyoruz yeşillerimizden..Onlar yapraklarını kurutup yere döküyor..Ben seni gözyaşlarımda kurutup satır aralarında saklıyorum.. Tan vakti balkondan izliyorum O'nsuz baharı..





XC ;

Bir fanusun içinde balıklar gibi duygularını soluyorum..Gözlerimden katre katre uykusuzluk akarken,Yokluğun kürdan görevi üstleniyor kapanmıyor kapakçıklarım.Rüyalarla bedenimden sensizliği kürtaj ediyorum.

Fanusun içine uzanıyor ellerin..Cam kırıntıların ellerini kanatırken,kalbimi parçalıyor.Yüksek dozda sen içeriyorum,kalp kapakçıklarım uyuşuyor.İç kanamalı tüm hayallerimin sahibisin Carlotta..





XCI ;

Solum dondu lakin gözlerimde cehennemin provası,sana bu denli bağlılık,Tanrı'yı anlık yoka sayım...Boş bir plak dinliyorum,her defada sana sarıp,ezberimden düşmeyen şarkı gözlerin,Ve aşk dolu nakaratım..





XCII ;

Üçüncü sayfalara kusursuz bir fırsattı..Adını başka bir adamın adıyla süslü bir kağıtta duyurman..Lakin ikimizin fotoğrafları üçüncü sayfada daha ilgi çekmişti..Fakat kızgınım onlara.Gözlerini bantla kapamalarıda nedir?..

Oysa tüm kırık düşlerimi gözlerin azmettirmişti bana...





XCIII ;

Tecavüz için en ağır müebbet cezası verilmişti ; kalbimin sana kaymasına..





XCIV ;

İçimi kaplayan sen karşısında,en güzel aşk tabiri dahi aruz kadar kusurlu..





XCV ;

Gözlerimin çukurlarında biriken özlem,deniz seviyesinden biraz fazla.

Tahminimce gözlerine denk..Yokluğunla boyuyorlardı tüm yer bilimciler kalbimin morgunu..Teninin hudutlarında boy veriyordu o adam ve bense duygularımla batıyordum sensizlik açıklarında..





XCVI ;

Pek etkili katletme yöntemi değildi,Hayatı nefesinden öte bir bileşikle solumak..Azınlık duygularımın toplanma kampıydı,Auschwitz başkentli kalbim..Biran ellerini çek,hiç uzatmayım..Saçlarını savur,uçlarında tutunmayım..Sen gözlerini kaçırıp kırp,ben ebediyen açmayım..



XCVII ;

Sol'umdaki ayaklanmayı bastırmakla uğraşıyorum..Ellerinden destek alarak miğferimden mutluluk çıkartıyorum.Adeta bir misyoner edasıyla..Nota vererek tenkit ediyor gözlerin.Devrimi yaşatıyor yeşil tanklar fazlasıyla..





XCVIII ;

Kusursuz bir olgusallık olmalı;Malt dolu bir şişenin son damlasına ulaştığında Dram tarzındaki hayatın sonlanması.Masal tarzına kayması.

Mesela nasıldı?Gecenin son perdesinde dudaklarına değdirdiğin şişenin

Saat 12 ye kadar tutkuladığın kadın olması gibi..





XCIX ;

Tamamen tercih meselesiydi.Mesela bana 'aşk'ı öğretseydin,kırk yıl eşin olabilirdim.Lakin sen uzun metrajlı,yoğun dram yüklü kompozisyonlar yaşattın..Bu yüzden,bana bir şiir yazdıranın ilelebet gözlerinde azatlı kölesi olurdum..





C ;

Kadehime üflüyorum alaca bir sessizlikte.Gökyüzünü parçalıyor sensizlik.

Yokluğun odada çınlıyor,misyoner bir dinin çanları timsali..Diyaliz işlevselliği tenin,Ve ben mecburum parmak uçlarına pazar ayinleri gibi..





CI ;

Gelmeyecek bir trene,uzun raylar kurmaktı aşk.Kalbimden,göğüs boşluğu vadisinin en gizemli organına amansız bir geçit.Demiryolu yolculuğu gibi ucuz lakin ruha diz çöktüren.Geri dönüşü yok,aşk raydan çıktı bir kere..





CII ;

Bandrollü yalnızlık enstitüsü,sanatlı yoksunluk antolojisi mimarıydı gözlerin..'Shape Of My Heart' yankılanıyor. Tabutun hafif derin koridorunda..Tüm mezarlık saygı duruşunda anıyor Katledilen duyguları..Yinede kalbim özgünce siren çalarak bekliyor.Sensizlik Marşı'na başlamamak için







CIII ;

Kütüphane sessizliği hakimdi coğrafyamda..Hilal,revaçta bir dizi misali

Her gece pencerene geliyordu serenata..İsmin siyaset suçlusu gibi usulca kalplere fısıldanan..Yasaklı bir yayınım.Kalplere dağılmadan,Tütsü olarak denizlere savrulan..





CIV ;

Hüzün, anılar gibi kayıp..Yada dudaklarından men etmiş bir kadın.'Mutluluk' seninle gelen masum çocuk..Nazikçe,flu bir renkle kundaklanıp.Gidişin ağlamaklı bir hicretti..Yalnızlıkla sıkıştırılan molotoflarla bedenimin başkenti kundaklanıp..





CV ;

Çerçevede durduğu gibi durmuyor.Elimi tutup,aşkı nefesinin mezesiyle tüketmek..Aşırı derece 'senhoş'um.Hücrelerim sen kokarken zor değil aşk tümceleri türetmek..





CVI ;

Feeri tiyatrolar sergileniyor,Kalbe giden en işlek raylar üzerinde..

Başrollerinde amatör bir adam ve "Melek Tir'o" isimli dublörün oynuyor yokluğunda..Gökyüzünü yutan karanlık,tüm siyahları topluyor.İrisim tekil bir bulutun arka ucunda sallandırılıyor.Bahardan bir tutam yeşil dileniyorum,tekrar görebilmek için..Dilimden düşmeyen nakaratım oluyor; 'Gözlerin rızası için'.





CVII ;

Bilinçsiz bir tüketiciydi ruhum,Zamanı geçmiş bir aşkı sipariş edecek kadar..Sandık dolusu naftalin kokulu terkedişlerinin,Arka planını süslüyordu motifli dramlar..Sert bir yastığa Tanrı sıfatı sağlardı gidişin,

Ve dilden süzülen nemli satırlar..Şimdilerde sadece ay ışığında beraberiz,

Bilinç altımın en alt katında..



CVIII ;

Gam dizisiyle buluşturuyorum parmak uçlarımı..Tek müzik aletim olan kalem kutum ile..Repertuarımın eşsiz parçası kalemimle,major depresif romanlarda işliyorum adını..Kalem kutumu ve kalemlerimi ipotekliyorum ellerine ulaşabilmek için..Hacize uğruyor hislerim..Duygularımı kaybettim,hükümsüzdür





CIX ;

Güz rüzgarının esmesi ile ağlamaya başladı iki olgu.

Biri güzde rengini akıttı,diğeri güzide rengini aldı.

Biri güzde ağlayarak toprağa karıştı,sen ise ağlayarak gözlerini açtın..




CX ;

Kırmızı ruju ile akort ediyordu dudaklarını..Tiz yankılar bırakıyordu kalplerde.Nakaratlarında düşük tonlu cümleler sarf ediyordu.Anlaşılmıyordu ve malesef geri sarıyordum.Bana kalırsa 'seni seviyorum' diyordu,en azından ben öyle mırıldanıyordum..





CXI ;

Beklenmeyen bir misafirin zili aşındırması kararlığını görüyorum dudaklarında.İki ucu arasına giyotinler kurulmuş bir mahkeme ciddiyeti..Ayrılalım hükmünü hakim kılıyorsun.Sen parmak uçlarımın teninden ayrılmasını amaçlarken,gözlerin bedenimden ruhunu ayırıyor.Giyotinlerine müteakiben ruhumdan ayrılıyorum.





CXII ;

Bulutlar mistik bir parfüm sıkıyordu yeryüzüne.İnsanları astım ediyordu,zorluyordu gerçekleri soluyanları..Yılın son günü tehcir yasası çıkıyordu toplumda..İyimser bir ütopyaya hicret ediyorlardı,yeni yılda her şeyin değişeceğini sanıp.Değişen ne Pollyanna,farzet yarın 32 Aralık..





CXIII ;

Ne kadar eksik bir yıl ; Doğa kar'dan , güneş altı saatten , bense ruhundan muzdarip...
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 01-22-2013, 04:59 PM   #317 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
Sensiz geçen bi kaç günü diyemeyeceğim bilmem kaçıncı günü anlatacagım yine mı sen deme, yazmaktan başka birşey gelmiyor elimden. Sen gittikten sonra çok şey oldu bende, Değiştim her yönden . Bazı Kurallar yok oldu birden. Eve giriş saatlerim desen , önceden akşam 8 olmadan evde olan ben, şimdilerde eve uğramıyorum. Her gece, sabaha kadar ne bulursam zıkkımlanıp, sonrada bir köşeye kıvrılıyorum, uyumuyorum ha, aklına sakın uyuyor bu çocuk gelmesin , düşlüyorum hergece , hayal ediyorum usulca ve sessizce. Sabah oluyor eve gidiyorum , babamın bir ton laflarıyla karşılaşıyorum , sonra kendimi bir odaya kapatıp düşünüyorum. Daha sonra annemın öğütleriyle karşı karşıya kalıyorum , dizleriine uzanıp Sessizce dinliyorum . Elleriyle saçlarıma dokunuşu bile yetiyor . Sanki gölgesi bile yetermiş gibi. Neyse. Daha sonra 24 saat odadan cıkmıyorum , iştahımda kesildi zaten , herzaman yemek yiyen ben şimdilerde elden ayaktan düşmüş bir halde dururum bir köşede. Sonrada o lanet olası şarkılar gelir kulağıma, ulan bir şarkı bu kadar dokunur mu bir adama , tüylerimi diken diken ediyor bu aralar. Takılı kalıyorum Üç beş cümleye .. Nede olsa şarkı işte neyse burayıda böyle geçelim . Ondan sonra, ondan sonrası yok işte olmuyor. Körkütük karanlıklarda buluyorum kendimi. Bank köşelerinde açıyorum gözlerimi , Rezilmiyim , aşıkmıyım bilmem ama, en temizinden yemişim darbeyi. Hadi sevgilim ben anlattım sensiz günlerimi, birde sen yazda, göreyim bensiz halini.

Harbiden bensiz nasılsın sevgilim ?
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 08-27-2013, 08:56 PM   #318 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
Sensiz de Yaşanıyor!

Sensiz de geçiyor işte günler! Zaten gün dediğin ne ki? Bir sabaha açıyorum gözümü, bir akşama yumuyorum. Gün günü kovalıyor, hafta dediğin aya dönüyor. Ömür öylesine gelip geçiyor!

Sensiz de Yaşanıyor!



Sensiz de yaşanıyor işte! İlk zamanlar çok canım yanmıştı ama insan her şeye alışıyor. Yokluğu da öğreniyorsun, açlığı da, üşümeyi de, yanmayı da…

Sensiz de yeniyor yemek işte! Gerçi ekmeğin köşesini hep sana ayırmak geçiyor içimden ama yapmıyorum. İnadına ben yiyorum. Olmayan hakkını kaybediyor!

Sensiz de gülünüyor işte! Bazen öyle olaylar oluyor ki, elim telefona gidiyor. Anlatmak istiyorum çünkü sadece ikimiz anlarız, biliyorum fakat aramıyorum!

Sensiz de uyunuyor işte! İlk zamanlar dönüp durduğum o yatağa, şimdi kafamı koyunca kapanıyor gözlerim. Hayatın yorgunluğu, günün stresi derken, vücut da bitiyor. Bir ara yastığa sarılıyordum sen diye! Şimdi uyanınca bakıyorum ki, elim kolum bomboş! Vakti gelince saracaktır başka bedeni, bekliyorum!

Sensiz de içiliyor işte! Akşamüstü bir yorgunluk kahvesi yapıyorum kendime, üstü bol köpüklü. Geçiyorum camın kenarına, hava güzelse balkona; fonda Edith Piaff, bazen Sezen ya da Müzeyyen Abla, ses veriyorlar bana. Kahvenin tadı değişmiyor sen yoksun diye! Sadece artık fal kapatmıyorum..

Sensiz de geziliyor işte! Kendimi o dört duvarın arasından çıkardım. Kimi akşam dostlarla duble yanı sohbete, ülke kurtarmaya; kimi zaman tek başıma tiyatroya gidiyorum. Yollarda senin adın yazan dükkan isimleri çarpıyor gözüme, o an içim bir sızlıyor ama o da geçiyor. Kendi kendime gülümsüyorum.

Velhasıl, sensiz de bu ömür bir şekilde geçiyor. Zaman, kabuk bağlatıyor yaraları. Ölümün acısına katlanan insan, ayrılığınkine de dayanıyor. Uykusuz geceler de bitiyor, hiç dinmeyecek sandığım gözyaşlarım da!

Her hayat kendi hikayesini yazıyor. Kimi renkli, kimi garip, kimi sıradan ama hepsi bir yerinde aşka çarpıyor. Sonra bitiyor umutlar, ayrılık dediğin kapıyı çalıyor. Vakit geçtikçe, bitmez sandığın her şey yavaş yavaş bitiyor. Sensiz de yaşanıyor yani............
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Old 01-03-2017, 07:16 AM   #319 (permalink)
Administrator
 
**zerd@**'s Avatar
 
Join Date: Dec 2002
Location: izmir
Posts: 27.241
Rep Power: 84 **zerd@** has disabled reputation
Send a message via ICQ to **zerd@**
“Bir gidişi yaz” dediler, “yazarım” dedim…
gitmeleri öğrenmiştim.Görsel
Susardı, susardım, susardık, suskularca…..
Bilinir bilinmez bir şarkının içinde kaybolurduk. Biz en çok susmayı sevdik, sevmeyi sevemediğimiz kadar.
Koptuk ve dağıldık her şeye. Giderken durduramadık birbirimizi. Durdurmaya elin, elim, ellerimiz yetmedi.
Eğitemedim çocuk kalmış korkularını, yanılgılarını törpüleyemedim. Sana gerçekleri gösteremediğim gibi.

Giderken durdurmalıydın beni, yapmalıydın, yapamadın.
Durdurmaya gücün, gücüm, gücümüz yetmedi. Belki de yoktu, biz var sandık.
İnsan isterse yolları aşıyor, sen kapının eşiğini aşıp gelemedin.
Geldiğim gibi gidemedim, gittiğim gibi dönemedim yüzüne.
Sen, bildiğim sen değilsin artık.
Ben, bildiğin ben, değişemem.
Değişmelere suskun dudaklarım.

Şimdi acı, yolunu şaşırmış bir deniz kaplumbağası gibidir yüreğimde. Şaşkın ama inatçı.
Şimdi sen, adı geçmişte saklı ince bir sızı.
Şimdi biz, bir şarkıdan çalınmış iki nota gibiyiz.
Eksiğiz ve yokuz.
Dilsiz ama mutluyuz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Beni dışarıya göndermeyecektin, içerde tutacaktın, arkamdan gidişimi seyretmeyecektin, yollara yürümeyecektim, sesimi gidişlerde yitirmeyecektim.
Sesimi geceye vermeyecektin.
Şimdi, kaldır gözlerini ve geceye bak.
Sesimi gör yukarıda, ortada bırakılmış tellerimi.
Densiz ama dengeli satırlarımın anlamını kavra.
Geceye bak, sesimi kaydırma.

Kimsenin öğretmediği bir şeyi öğretmeni dilerdim, ayrılırken ama sen herkesin öğrettiğini yineledin
şimdi aşk, inançlarını yitiren bir ayyaştır köprü altlarımda..

Biz ki geceleri paylaştık, yastığı, şarkıları.
Biz ki sözleri paylaştık, kelimeleri.
Biz ki yüreği paylaşamadık, paylaşamadım galiba.
Nedendir bilmem, eksik kaldık korkulara.
Nutku tutulan gecelerin isimsiz sabahlarında, yanlış ve yangın kaldık.
Geride kalan kırık ezgiler ve yorgun ruhların dansı.

Sokağımın serseri gülüşü, gençliğimin asi sevgisi, isyanımın suskun gezgini.
Gitmeye meyilli değildim, olduğum gibiydim, dinletemedim,
dinletemedin, dinletemedik belki de.

Şimdi sen, aksak bir hüzün, nerede coşacağını bilmeyen.
Şimdi ben, değişemeyen bir şehir, nasıl sevileceğini bilen.
Şimdi biz, olmayan bir şeyiz.

Bir kapının eşiğinde kaldı her şey.
Konuşmak anlamsız, susmak kalabalık, ayrılık bulaşıcı.
Sevda, kör topal yürüyen bir dilenci gibidir artık.
Seni sevdim ama gönderdin.
Gönderilince dönemiyorum.
Ben bir çiçeğim asi yanım, solunca aynı elde açamıyorum.

Susuyorum, susuyorsun, susuyorlar, suskularca….

gerçekte kim olduğunu çok düşündüm,özleminin yer yer sağanak yağışlı olduğu zamanlarda
galiba artık biliyorum sen, büyümeye zamanı olmayan çocukların,dar zamanlarda attığı içten bir kahkahasın

beni beklemeye gidiyordun, galiba yolu şaşırdın

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım dedim. Gitmeyi öğrenmiştim, kalmayı öğretemediğim kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Gitmeyi giyinmiştim, yakıştırılmıştım veda sözlerine, merhabalara alıştırılamadığım kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazarım, dedim. Çok gitmiştim, söz gitmiştim, uzun gitmiştim, sesimi duyuramayacak kadar.

Bir gidişi yaz, dediler, yazmaya giderken kendimden geçmişim. Arkama dönüp baktım, sende beni gördüm, el salladım.
Artık çok geç,
sendeki ben için çoktan bitmişim !….
__________________





**zerd@** is offline   Reply With Quote
Reply


Thread Tools
Display Modes

Posting Rules
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

vB code is On
Smilies are On
[IMG] code is On
HTML code is Off
Trackbacks are On
Pingbacks are On
Refbacks are On

Similar Threads
Thread Thread Starter Forum Replies Last Post
**Devamını sen getir istersen?** **zerd@** MEKTUP 1 09-17-2010 07:28 PM
Devamını sen getir istersen? **zerd@** MEKTUP 4 09-25-2005 10:30 PM
**Hani nerde sevdan..** **zerd@** Paylaşmak istediklerim (herşey-her konu) 2 05-13-2005 08:53 AM


All times are GMT. The time now is 12:01 AM.


Telif Hakları vBulletin v3.6.8 © 2000-2015, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
Aşk Şiirleri | Güzel Sözler | Lazer Epilasyon | Gazeteler | Yeni yıl mesajları | Aşk Şiirleri | Seo | Çörek Otu Yağı

LinkBacks Enabled by vBSEO 3.2.0 © 2008, Crawlability, Inc.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66